Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

Acil

Bugünkü yazımı “Savunma mekanizmaları” na ayırmıştım. Geçen hafta beşincisi yapılan “Gazi Psikiyatri Günleri” ne katılınca, Erdal Işık hocanın düzenlediği bu günlerden bahsetmeyi uygun görmüştüm ki, cumartesi günü Prof. Dr. Elif Dağlı’dan bir telefon aldım ve yazımın konusu tamamen değişti. İşte bugünkü yazım bu telefonla oluştu.
Konuya girmeden, her 15 günde bir Vensan beyle dönüşümlü yazdığım bu köşeye yetişmediğini belirtmek isterim. Regaip hanımdan rica edeceğim, yazıları sıraya koymak yerine, kim önce yazarsa onun yazısına yer versin. Bu konuda Vensan beyle benim aramda arabuluculuk yapsın. Vensan bey acil yayınlansın diye bir yazı gönderirse benim yazımın yerine girebilmesine hoşgörüyle bakacağımı belirterek, “Acil!” konuma dönmek istiyorum.
Elif hanım, çıkacak “tütün kanunu” ile ilgili, Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi’nin 15 Nisan 2001 tarihinde İstanbul Tabipler odasında yapacağı basın toplantısına davet ediyordu.
Yönetim kurulu başkanı olduğum Bağımlılığı Engelleme, Mücadele ve Eğitim Vakfı (BEMEV), Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi’nin bir üyesidir. Bu kimliğim, ruh sağlığı hastalıkları uzmanı olmam ve her şeyden önemlisi toplumundan, ülkesinden kendini sorumlu hisseden bir vatandaş olarak bu toplantıya katıldım. Basına duyurduğumuz görüşlerimizi sizinle ‘acil’ olarak paylaşmak istedim.

Tütün Kanununa imza atacak bütün milletin vekillerini ülkemizin çıkarlarını korumaya davet ediyoruz.

Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi, Türkiye’de ekim alanlarının kısıtlanmasını ve denetlenmesi görüşünü olumlu karşılamaktadır. Ancak;
1) Üretilen sigara sayısı belirtilerek, bazı sigara firmalarına ithalat ve fiyatlandırma serbestliği verilmesinin Türkiye’yi ekonomik dar boğazdan kurtaracak bir tedbir olmasının mümkün olmadığı açıktır. Belirtilen sayı, kanunun bazı sigara firmalarını gözettiği izlenimini yaratmaktadır. Türkiye, 1986 yılında ekonomisini yabancı sigara firmalarına açtıktan sonra, üç yıl içinde sigara ithalatı için ödenen döviz indeksi yedi kez artmıştır. Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krize rağmen denetimsiz ithalat izni vermesi tüm anlayışların dışındadır.
Herhangi bir sigara firmasının kendi ürününün fiyatını belirlemesi pek uygulanan bir yöntem değildir. Sigara vergileri hükümetlerin en fazla para kazandıkları kaynaklardır. Sigara fiyatlarının yüzde 10 arttırılması, tüketiciyi yüzde 5 azalttığı ekonomistler tarafından ispat edilmiş ve Dünya Bankası raporunda yer almıştır. Bu şekilde hükümetler sigara fiyatlarını arttırarak, hem para kazanırlar, hem de halklarının sağlığını korumuş olurlar. Türk hükümetinin ekonomik krizde bu gelir kaynağından vazgeçmesi akılcı değildir.
2) Tütün Kanun tasarısında bir düzenleme kurulu oluşturulmasından ve adı geçen kurula tütün ve alkol tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ve tıbbi nitelikte her türlü zararların etkilerini önleyici düzenlemeleri yapma yetkisi verilmesinden söz edilmektedir. Piyasa ve ticareti düzenleyen bir kurulun özel bir ihtisas konusu olan sigaranın sağlık zararlarıyla ilgili önlem alması mümkün değildir.
Türkiye’de tüm sağlık çalışanlarının on yıla yakın mücadelesiyle kazanılmış 26.11.1996 tarihli ve 4207 sayılı “Tütün Mamüllerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun” Avrupa’nın bu konuda hazırlanmış en iyi kanunudur. Bu kanun sigara reklamlarını yasaklamışken, yabancı sigara firmaları iki kez değişik bakanlıklara başvurarak, bu kanunun değiştirilmesini istemişler ve Ankara İdari Mahkemesine dava açmışlar. Konu, Anayasa Mahkemesi kararıyla kanunu korumak lehine sonuçlanmıştır. Tütün Kanunda önerilen düzenleme kurulunun sağlık etkileri konusunda her türlü düzenlemeyi yapmaya yetkili kılınmış olması, yabancı sigara firmalarının bu konudaki en son talebi niteliğinde görülmektedir.
Tütün Kanunu tümüyle sigara satan firmaların tüketimlerini arttırmaları hedeflenerek hazırlanmıştır. Dünya Bankası “Curbing The Epidemic” raporuna göre, yabancı sigara firması giren ülkelerde sigara tüketimi yüzde 10 oranında artar. Türkiye’nin bugün sigaraya bağlı sağlık harcaması 1 katrilyon Türk lirası olarak hesaplanmaktadır. Kanunun öngördüğü yabancı sigara firmalarının ticari özgürlükleriyle oluşacak tüketim artışı sonunda yapılması gerekli sağlık harcamaları için Türkiye’nin gücü kalmamıştır.

Ekonomik Krizde ve Tütün üreticisi olan bir Ülkede;
· Sigara firmalarının ithalatı sıkı bir denetim altına alınmalıdır.
· Sigara fiyatları ve vergilerinin kontrolü Devletin elinde ve Maliye Bakanlığının denetiminde olmalıdır.
· Sigara reklamlarına hiçbir suretle izin verilmemeli ve bu denetimler sigarayı üreten firmaların bulunduğu kurulların elinde olmamalıdır.
· Sigaranın tıbbi etkilerine ait önlemleri alacak olan merci, sigara üreticilerini ve aynı firmanın yan sektör temsilcilerini içermemelidir.
· Uluslararası finans kuruluşlarından temin edilecek maddi yardımların miktarıyla, sözü verilmiş kanunlar neticesinde meydana gelecek ekonomik zararın bilançosu hesaplanmalıdır.

Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmeye açılan “Tütün Kanunu ile Türk Milletinin çıkarlarından çok, yabancı sigara firmalarının çıkarlarının gözetildiğini; kanun tasarısının ekonomik krizi arttıracak maddeler içerdiğini, sözü verilmiş bu kanunla uluslararası kuruluşlardan alınacak yardımdan çok daha büyük bir ekonomik zarara girileceğini düşünmekte ve yasa tasarısını değerlendirecek tüm siyasilere, Türk Milletine karşı tarihi görevlerini hatırlatmaktadır.

İşte değerli okurlar, Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi’nin kanun tasarısı hakkındaki görüşleri. Tasarı birkaç gün içinde kanunlaşabilir. Geç kalmadan bir şeyler yapılamaz mı?

Ne dersiniz?

Sevgi ve saygılarımla...
Prof. Dr. Mansur Beyazyürek