Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

BENİM YÜZYILLIKLARIM (2) SAİNT – BENOİT

    Adana’da geçen çocukluk yıllarımın en büyük mutluluğu denize gitmekti: Karataş’a ve Mersin’e gitmek. Ortaokul ve liseyi okuduğum Karaköy’deki Saint – Benoit, bana denizin içinde gibi gelmişti.
    1962 – 1970 yıllarında daimi yatılı olarak okuduğum Saint Benoit’yı ilk gördüğümdeki duygularımdı bunlar. Yaşayacağım yer denize çok yakındı. Bundan büyük mutluluk olamazdı. İlkokulu Adana’da bitirdikten sonra geldiğim İstanbul’daki ilk hissettiklerimdi denize yakın olmanın keyfi. Ailemden, doğduğum yerlerden ilk defa uzaktım ama hüzünlü değildim.
    Ortaokul ve lise yıllarım, çocukluktan ergenliğe geçiş dönemim, ergenlik çağım, ilk aşklarım, 40 yılı aşkın dostluklarımın tohumlarının atıldığı yıllar Saint – Benoit’lı yıllar.
    Çoğu papaz olan yabancı öğretmenler, Türk öğretmenler bana ve benim gibi binlerce öğrenciye klasik eğitimden çok daha fazla ve farklı şeyler verdiler.
    Kimdi onlar, nasıl bir eğitim almıştık? Okulu bitireli 33 yıl geride kaldı ama hep onların verdikleri ile yaşıyorum. Aşırı disiplinli bir ortam, derslerin ağırlığı okuduğum yıllarda çok ama çok zorlamıştı bizleri. Hele Cumartesi Pazar’ları da okulda geçirmek zorluğu katlıyordu. Sevgili Kenan’ın dediği gibi Saint Benoit bir “irfan ocağı”dır. Türk ve Fransız kültürlerinin birbirlerini yok etmeyen anlamlı bir sentez eğitimini gerçekleştiren bir irfan ocağı.
    Benim Saint Benoit’daki yıllarımda efsane hocalar Marcoul, Duchemin, Diguet, Siffrid, Maynadier, bende iz bırakan Türk hocalar Mehmet Karaca, Feriha Pulat, Şevki Kulakoğlu ve diğerleri. Hepsi kendilerine özel kişilikleri ile engin bir eğitim ve öğretim denizinde yüzdürdüler bizleri. İyi bir yüzücü olabildik mi bilmiyorum. Saint – Benoit’daki yıllarımda çok zorlandığımı, aşırı disiplinli ve katı şartlarda eğitim gördüğümü hatırlıyorum. Güzeli, kaliteyi, doğruyu, bilginin sonsuzluğu ile yoğurarak verdiler bize.
    Orada geçen 8 yılımda sayısız anılarım var. Arkadaşlarımla, hocalarla ilgili. Bir kitap yazılacak kadar yüzlerce anı. Gece gündüz beraber olduğum arkadaşlarımla bu yıl 41. yılı dolan dostlukların tohumunun atıldığı yıllar. Sevgili Kenan, Reha, Yeto, Vedat, Aris, Yusuf, Tuğtekin, Adnan, Eşber, Ömer, Suphi, Mehmet halen sık görüştüğüm o yılların bana en büyük armağanı olan dostlarım. Ve diğer arkadaşlarım, benden büyüklerim, ağabeylerim, küçük kardeşlerim. Geleneksel bir okulda ortak yaşanan anıların buluşturduğu insanlarız. Ne mutlu bize bunları yaşıyoruz. Bize sunulmuş, bizi farklılaştıran ortamdır Saint – Benoit.
    Günümüzde bilgiye ulaşmak çok basit, parmakların ucunda. Hepimiz aldığımız yüksek eğitimle farklı mesleklerde, farklı yerlerdeyiz. Binlerce Saint – Benoit mezununu aynı noktada birleştiren yukarıda saydığım hocalarımız, ortamımız ve yüzyıllara kök salmış okulumuzdur, yani Saint – Benoit’dır.
    Sık sık ziyaret ettiğim bu irfan yuvasında orada geçirdiğim yılların anıları canlanır hep. Koridordan Marcoul çıkacak zannederim ve sesi kulaklarımda çınlar, bende en çok etki bırakan sözleriyle: “Un souvenir heureux sur terre est peut être plus vrai que le bonheur. (Hayatta mutlu bir anı mutluluk denen şeyden daha çok gerçektir).
Yaşattığı sayısız mutlu anlarla bana mutluluğu hissettiren okuluma teşekkürler.
    Bu yıl kuruluşunun 220. yılını kutlayan Saint Benoit’ya daha nice yüzyıllar diliyorum.


Saygı ve sevgilerimle,
Prof. Dr. Mansur Beyazyürek