Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

Alkışlardaki Çelişki

    Galatasaray Üniversitesi’nin sayın rektörü ve hocaları ile Aralık ayı başında Fransa’nın Nantes şehrinde idim.
    Orada kaldığımız günlerin birinin gecesinde “3 kıtanın film festivali”nin kapanışı vardı. Yarışma dışı bir Özbek filmi gösterildi.
    Şizo adlı filmin kahramanı 16-17 yaşında genç bir erkek çocuk. Filmdeki şiddet sahneleri yanımdaki koltukta oturan sevgili dostum Prof. Dr. Kenan Gürsoy’u da beni de seyrederken tepki vereceğimiz kadar rahatsız etti. Filmin konusuna uzun uzun değinmeyeceğim. Bazı noktaları belirteceğim. 17 yaşındaki çocuk yaşadığı ve uyguladığı (üvey babayı öldürme) her şiddetten sonra maddeten ve manen kazançlı çıkıyor. Yani şiddet ona kazandırıyor.
    Film bittiğinde bütün salon ayakta filmi alkışladı. Filmin sanatsal yönünü eleştirecek kadar sinema bilgim yok ama yine de alkışlar beni rahatsız etti.
    Gecenin ilerleyen saatlerinde festivalde ödül alan filmler tanıtıldı, yönetmenler sahneye çıkıp, ödüllerini aldılar ve seyirciye birkaç söz söylediler. Birincilik ödülünü alan filmin (final solution) Hintli yönetmeni mikrofona gelip, aynen şunları söyledi; “bu filmim yaşayan faşist liderlere bir lanettir, Bush gibi liderlere, dünyadan şiddeti eksik etmeyen liderlere”. Bu sözler aynı salonda aynı kişiler tarafından coşkuyla karşılandı ve alkışlandı.
    Biraz önce seyrettiğimiz ve seyrederken yanında olduğumuz filmin kahramanı şiddetten kazanç elde etmişti ve alkışlanmıştı. Hayalden gerçeğe geçtik, bu defa şiddetten yana olup, bundan çıkar umanlar lanetlenince bu lanetleme de alkış almıştı, hem de aynı kişiler tarafından.
    Kafam karıştı, bir yaman çelişki vardı ama neredeydi. “3 kıtanın 26. film festivali” ödül töreni, 3 kıtanın dışında bir kıtada ve o kıtadaki bir ülkede (Fransa – Nantes şehri) yapılıyordu. Dağıtılan ödülleri bile, 3. Dünya ülkelerine destek diye verirken bile içim bulanıyor, kim kimi destekliyor diye düşünüyorum. Teksas hep Rodi’yi koruyor, Tomiks hep Konyakçı ve Profesörü düştükleri durumdan kurtarıyor. Hümanist Avrupa’nın görünen yüzünün altındaki narsistik davranış. Kendinden olmayanı kapalı bir küçümseme.
    Şiddeti hem alkışlayan hem lanetleyen insanlar film değil gerçekti. Yeter ki şiddetin getirisi olsun, globalleşme, medenileşme biraz da bu öğretiyi veriyor.
    Yazıyı okurken birçok kişi şunları sorabilir;
    Hayal ile gerçeği nasıl örtüştürüyorsun?
    Filmi alkışlamak ile yönetmenin sözlerini alkışlamayı nasıl örtüştürüyorsun?

    Dönelim ülkemize,
    Televizyonlara bakın, özellikle yeni yıl yaklaşırken falcılara, medyumlara bakın. Semra hanımlar işin cabası. Afyonlaşmış gibi, toplum bunların etkisinde. Burcunu okumadan güne başlamayanları biliyorum.
    Bir ruh hekimi olarak söylüyorum; futboldaki şiddetin en önemli kaynaklarından olan futbol programları şiddete karşı birçok önlemlerin alındığının söylendiği günlerde yayınlarına aynı şekilde devam ediyorlar.
    Özetle; sanal dünya, gerçek dünya birbirinden çok ayrılmıyor artık.
    Avrupa aydınlık çağı yaşadı, biz ıskaladık.
    Onlar alkışlarındaki çelişkilerden zarar görmeyebilir. Ama bizim gibi akıl devrimi yapmamış bir toplumda yazılı, sözlü, görsel medyanın çok dikkatli olması gerekiyor. Sanal ve gerçek çok kolay bir şekilde iç içe girebiliyor. Ve biz alkışlarımızdaki çelişkilerden çok zarar görebiliriz. Hatta görüyoruz diyebilirim.
    Yeni bir yıla giriyoruz. AB kapısındaki bir ülkede yaşıyoruz. Brüksel başarı mı, başarısızlık mı onu bile sağlıklı değerlendiremiyoruz.
    Neyi alkışlayacağımızı bilerek çelişkiye düşmeden sağlıklı, mutlu bir yıl geçirmenizi diliyorum.

Saygı ve sevgilerimle
Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK