Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

Çocuklarımız İçin Çocukluğumu İstiyorum

“İnsanları istediğin gibi yöneteceksen, istediklerini rahatlıkla yaptıracaksan sürekli olarak birbirine zıt mesajlar vereceksin. Böylece güven duygusunu, girişimciliğini yok etmiş olacaksın. Bu durumdaki insan ve toplumları nasıl istiyorsan öyle yönetirsin.”
Bu sözleri yıllar önce katıldığım yabancı bir ülkedeki toplantıda duymuştum. Son günlerde ülkemizde arka arkaya yaşanan olaylar, gözlemlerim tekrar hatırlattı bana.
Birbirine zıt iki duyguyu, düşünceyi aynı anda hissetmek veya yaşamaya “ambivalans” deniyor. Psikiyatri bilimi de  ruh sağlığı açısından ambivalans’ın da ciddi sağlıksız bir durum olduğunu belirtiyor.
Sayın Ahmet Taş’ın “Çocuklar Uçmasaydı Nasıl Gezerdik Fezayı?” başlıklı yazısı beni çok etkiledi ve bu yazıma da ilham oldu. Demekki köşesi okunuyor.
Evet çocuklarımızdan bahsetmek istiyorum. Aile içi, okul, toplum sürekli olarak çocuklara birbirine zıt mesajlar veriyor. Dışardan bakıldığında daha özgür, daha çok şey bilen bir nesil yetişiyor gibi görünüyorsa da durum pek öyle değil gibi. Normal gelişim dönemlerini gerektiği gibi yaşamıyorlar. Daha maddeci, daha hırçın (ama özgür değil) kendi hakları olduğunu savunan! ama başkalarının da hakları olabileceğini düşünmeyen bir nesil yetişiyor. Günlük pratik hayatta hemen hepimizin karşılaştığı, sayın Ahmet Taş’ın da bir TV programında tesbit ettiği çocuklarımızın durumuyla ilgili örnekler saymakla bitmez. Ambivalan tutumlarımız bu sağlıksız gelişimde çok önemli rol oynuyor.
En önemli, sadece kişinin kendisinin algılayabileceği fizyolojik ihtiyaçları bile anne veya baba daha iyi bilirse çocuk nasıl sağlıklı gelişir, hayal kurabilir. “Yemeğini bitir” “üstüne bir şey giy üşüyeceksin” komutları hangimize verilmedi. Okulda verilen değerlerle evdekiler hangimizde çelişmedi. “Büyüdün koca adam oldun” lafının arkasından hangimiz “daha çocuksun sus otur, konuşma” nasihatlarını duymadı.
Birçok anne - babadan duyduğum “ben çocuğumla arkadaş gibiyimdir” sözlerini hüzünle karşılamışımdır. Çocuklarımıza arkadaş olursak anne - babaları kim olacak? Özellikle de hanımların çok sık kullandığı “babamız” sözü tüylerimi diken diken eder. Baba çocuğun babasıdır, annenin değil. Ağzından çıkan belki tek kelime ama altında babayı  karşı bir cepheye alma yok mu?
TV programlarına çıkartıp ülke sorunlarını tartıştığımız, hatta bu konularla ilgili program yaptırdığımız çocuklar, çocuklarımız çocuksu duygularını ne kadar sağlıklı yaşayabilirler.
23 Nisan bütün dünyaya örnek olan bir bayram günü. O gün çocuklar vali olur, başbakan olur, cumhurbaşkanı olur. Bir gün gelecek zaten olacaklar. Ama bizler bir daha hiç çocuk olamayacağız. Bari hiç değilse o gün çocuk olalım. Çocuk olmanın uçsuz bucaksız mutluluğunu yaşayalım, oyuncaklarımız olsun o gün, kaydıraktan kayalım, kumlarda yuvarlanalım. Ertesi gün işimizin başına döndüğümüzde daha verimli olacağımızdan kuşkum yok.
Bir günlük de olsa çocukluğumuzun bize verilmesini istiyorum. O zaman belki çocuklarımızın çocukluğunu yok etmemeye daha çok özen gösteririz.
Saygı ve Sevgilerimle
Prof. Dr. Mansur Beyazyürek