Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

Fıstığın Musikisi

Galata Köprüsü’nden Eminönü’ne doğru gidiyorum. Güneş son kızıllığıyla Haliç’te batmak üzere. Bir başka kaybolur Haliç’te güneş. Her seferinde aynı duyguları hissettirerek; “İyi ki İstanbul’da yaşıyorum” dedirterek. Ve Eminönü’nde Hamdi Restaurant’da arkadaşlarımla buluşup benzersiz bir ortamda Antep mutfağının tadına varıyoruz. Gitmediyseniz, görmediyseniz, tatmadıysanız bu şehirde bir şeyleri eksik yaşadığınızı söyleyebilirim.
Düşünebiliyor musunuz Haliç boydan boya gözlerinizin önünde, daha arkalarda Galata Kulesi, başınızı hafifçe sağa çeviriyorsunuz, hatta çevirmenize bile gerek yok 1.köprüye kadar Boğaziçi, Üsküdar, Kızkulesi. Ve yanınızda Yenicami, Mısır Çarşısı. Diğer yanınızda ne var diye baktığınızda dünyanın en güzel çinilerini saklayan Mimar Sinan’ın Rüstem Paşa’sı. Ve bütün bu eşsiz güzelliklere arkanızda Beyazıt Kulesi ve Sinan’ın şaheseri Süleymaniye’yi alarak ulaşıyorsunuz. İddia ediyorum dünyada hem tarihi hem de doğal güzelliği, bu kadar yaşayarak yemek yiyeceğiniz başka bir mekan bulamazsınız.
 
Sıcak sudaki peyniri, salatası, çiğ köftesi, incecik lahmacunu, güveci, testi kebabı, Güney’e özel kebap çeşitleri, katmeri ve mırra kahvesiyle Hamdi, mekanının benzersiz özelliğine,  benzersiz bir damak keyfi katıyor.
Konuklarıyla tek tek ilgilenen Hamdi Bey yemek sonrası sohbetimizde bize taze fıstık, (fıstığın ağaçtan koparılmış hali) ikram etti. Hani kimimiz şamfıstığı, kimimiz Antepfıstığı der ya işte o.
Burada hemen bu konuya açıklık getirmek istiyorum. Sevgili dostum Prof. Dr. Atilla Müftüoğlu beni yıllar önce aydınlatmıştı. Aslında Şam’da fıstık yetişmezmiş. Fıstık Gaziantep’te yetişirmiş hep. Osmanlı döneminde Antep Şam’ın bir kazası olduğu için Şam fıstığı denmiş. Yoksa fıstığın Şam’da yetişmesiyle bir ilgisi yok. Aslı Antepfıstığıdır. Özellikle Gaziantepli dostlarımızı üzmemek için bu konuya dikkatinizi çekmek ve duyarlı olmanızı istedim.
Yemek üzerine Hamdi beyle masa üzerindeki fıstıkları yerken Hamdi bey kabuğundan soyduktan sonra yarı açılmış fıstığı gösterdi:
 “- Bakın Mansur Bey fıstıkların çoğu böyle açılmışlardır.” Peki ama bunu neden vurguluyordu. Çok ender de olsa açılmamış da çıkıyordu içlerinden ama fıstığın açık olmasının ne önemi vardı. Hamdi Bey konuşmasına devam etti. Aynen aktarıyorum:
“Fıstıklar dallarındayken açılırlar ve bu açılma sabaha karşı 3-5 arasında olur. O saatlerde fıstık bahçesine girip ağaçların arasında dolaşırsanız size bu açılışların çıkardığı sesler eşlik eder. Benzersiz bir sestir. Bir müziktir sanki çalan. Yurtdışından yabancılar gelir bazen bu sesi dinlemek için. Keşke bir bestekarımız bu sesi bestelese ne deyim sesin müziğin kelimeyle anlatılması olmaz, çok farklı bir şey işte.”
Anlattıklarından çok etkilenmiştim. Fıstığın sesi, müziği olabileceği… Düşünebiliyor musunuz?
Antepfıstığının ağaçtan toplanma zamanı ağustos-eylül aylarıdır. 1,5 aylık bir süre zannediyorum. Neyse sevgili Atilla’dan rica edeceğim gelecek sene bu aylarda bir Gaziantep gezisi düzenlesin. Fıstığın müziğini dinlemek istiyorum. Belki yanımıza bestekar bir arkadaş alırız. Kim bilir? Neden olmasın?
Sevgi ve saygılarımla

Prof.  Dr. Mansur Beyazyürek