Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

Vah İstanbul Vah!

23 Mayıs 2008, her çalışma günümde olduğu gibi sabah 06:00 – 06:15 dolayında uyandım, sabah sporu, duş, kahvaltı derken 07:15’te Sarıyer’den Zeytinburnu’na çalıştığım hastaneye gitmek üzere özel arabamla yola çıktım. Her günden biraz daha yoğun trafikte sabah radyo programlarını dinleyerek 08:15’te Topkapı’ya ulaştım. Sahil yoluna doğru gitmem gerekirken o da ne? Koca bir trafik vinci yolu kapatmış, önünde de bir trafik arabası. 1 Mayıs şoku üzerimde polise bir şey sormaya cesaret edemeden gerisin geriye Edirnekapı istikametine… Bütün araçlar gerisin geriye olduğu için yol daha da tıkalı. Bu arada radyo kanallarında dolaşıyorum, belki yolun kapanma nedeni hakkında bir açıklama duyarım diye düşünüyorum, haberler, müzik, abuk sabuk espriler, yol durumu (ama benim yolumdan haber yok). Bu arada sevgili Güçlü Mete gazeteleri okuyor onu dinlemeye çalışıyorum: “hastaneye kabul edilmeyen hastalar, hastaneye yetiştirilemeyenler, hastane hastane dolaşanlar ve suçlanan sağlıkçılar, hastaneler, insana değer verilmeyiş, …” Düşünüyorum, gittiğim istikamette bildiğim dört hastane var (Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Ermeni Hastanesi, Semiha Şakir Doğumevi ve benim çalıştığım Balıklı Rum Hastanesi). Ve ben doktor olarak hatırı sayılır bir saatte yollardayken hastaneye ulaşamıyorum. Neden? Bilmiyorum. Arabanın içinde, birçok araba etrafımda durmuşuz, Merter istikametinden Zeytinburnu’na ulaşmaya çalışıyorum, aynı niyetteki yüzlerce araç ilerlemekte güçlük çekiyoruz. O saatlerde yolda olanlar işlerine gitmeye çalışanlardır, hizmet verecek, üretecek insanlardır, resmi dairelerde, hastanelerde zamana karşı işi olan insanlardır, hastalardır, ameliyata, hastalarına yetişmeye çalışan doktorlardır. Ve bu insanlara yol kapalı. Neden? Bilmiyorum. Radyo kanallarında dolaşıyorum, benim yolumdan yine haber yok. Kaza mı? Önemli biri mi o yoldan geçecek? Bayram mı? (bayram değil). Tahminler yürütmeye, sabah sabah sinirlerimi bozmamaya çalışıyorum, kendi kendimi mutlu edecek şeyler düşünüyorum; “bak Türkiye Eurovision’da finale kalmış” diyorum, Emine hanımla Hayrünisa hanım küs değillermiş” diyorum, içimi sonsuz bir huzur ve mutluluk kaplıyor, kendimi kuş gibi hafiflemiş hissediyorum. Merter istikametinden Zeytinburnu Semiha Şakir Huzurevi önünden saat 09:10’da arka kapısından hastaneye ulaşıyorum. Ve yolun kapalı olmasının nedenini öğreniyorum: 29 Mayıs İstanbul’un Fethi’nin kutlama provaları yapılıyormuş.
    Cuma günleri benim poliklinik günümdür, saat 08:30’dan başlayarak randevulu hastalarımı kabul ederim. Ben hastaneye gelir gelmez bu yazıyı yazmaya başladım ve bitiriyorum. Peki hastalar nerede diyeceksiniz? Yollarda, hastaneye ulaşmaya çalışıyorlar! Önemi yok. Önemli olan İstanbul’un Fethi’nin kutlama provaları. Ben İstanbul aşığı biri olarak defalarca söylediğim sözü bir daha söyleyeceğim: Vah İstanbul vah!

Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK