Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

Yaz Geçerken (Canım Sıkılıyor) I


    Yaz aylarını, dünyanın en güzel şehri İstanbul’da geçiriyorum. Çalıştığım, yaşadığım yer İstanbul. Bu nedenle de kendimi Tanrı’nın şanslı kullarından hissederim hep. Yaz aylarını yaşarken kendimi daha rahat, daha mutlu hissedeceğime sıkıntılı, huzursuz hissediyorum. Gündüzleri plajda, geceleri kulüplerde eğlenen veya nerede ucuz tatil yapabilirim telaşında olup tatil programları yapanlar kadar rahat olamıyorum: Bu durum tatil anlayışımdan kaynaklanıyor, uzun süre işten güçten uzaklaşamıyorum. Ülkemin, dünyanın gündemini takip etmeye çalışıyorum, hemen her gün yeni bir haber içimi karartıyor, yaz rahatlığını yaşamama izin vermiyor. Canım sıkılıyor. Nedenlerine gelince;
    Dün sabah (22.07.2008) işe gelirken Alem FM’ de sevgili Nihat Sırdar’ı dinliyorum. Dinleyicilerden, seçim bölgelerinden birkaç milletvekilinin adlarını vermelerini istiyor. Düşünüyorum 70 milletvekili çıkaran İstanbul’dan kaç kişi sayabilirim. Az çok okumuş, her gün en az 3 gazeteyi takip eden, radyo dinleyen, saatlerinde mutlaka haberleri izleyen Ben, değişik partilerden İstanbul’dan 5 kişiyi zor saydım. Sonra kendi kendime nedenlerini düşünmeye başladım. Kendimi suçladım önce, politikaya ilgisizliğime yordum. Değildi. Peki neydi nedeni? Bilmiyorum katılır mısınız?
    ­­- Benim oy verdiğim parti %10 barajını aşamadığı için meclise giremedi. Bu yüksek baraj nedeniyle oy veren yüzbinlerce vatandaşın iradesi yok sayılıyor.
    - Beni yönetecek, benim adıma yasa çıkaracak milletvekillerini parti yöneticileri seçiyor, çoğunu tanımıyorum, hatta birçoğu benim yöremden değil ama benim yöremden seçiliyor.
    - Seçim sistemi dolayısıyla halkın çoğunluğunun oyları gerçek şekilde meclise yansımıyor.
    - Demokrasi, milli irade, halkın egemenliği diye haykıranlar bu sistemin değişmesi, daha demokratik, daha çoğulcu idare için hemen hemen hiçbir çaba göstermiyorlar.
    Tanımadığımız, sadece oy vererek seçilmelerine katkıda bulunduğumuz, ancak seçim arefelerinde ortalıkta dolaşan sözüm ona halkın sorunlarını anlamaya çalışan insanları nasıl sayabilirdim, sayamadım işte.
    Bu sabah işe gelirken (23.07.08) Nihat Sırdar radyoda yoktu, Haber Türk’ü dinliyordum.(sabah haberleri)
    “Başbakan AKP’nin TBMM grup toplantısında konuşurken ilginç görüntüler dikkat çekti; birbirlerine fıkra gönderen milletvekilleri, sanayi bakanından torpil isteyen milletvekili yakınlarına mesaj gönderenler…” radyoyu kapattım. Hastaneye geldim, odama geçtim, gazeteler masanın üzerinde:
    Milliyet Gazetesi 16. sayfada CHP Genel Başkanı, muhalefet lideri Deniz Baykal’ın grup konuşmasından bir bölüm; “… ruh hastaları ile kanun kaçakları ile tescilli müfteriler ile jurnalcilerle, hapçılarla dava kurulmaz…” Ruh hastası, hapçı gibi stigmatize edici kelimeler kim için olursa olsun hele bir siyasi liderin ağzından çıkmamalı, o zaman diğer söylediklerinin de değerini yitirdiğini düşünüyorum.
    Bıraktım gazeteleri yazmaya başladım; Canım sıkılıyor.
                                    

Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK