Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

Bana Da Ne Oluyor…

Psikiyatri ile ilgili konular hemen her gün medyada değişik oranlarda yer alıyor.
Geçen haftalarda basına yansıyan alışveriş ile ilgili görüşler, ve bu görüşlere getirilen bir yorum bu yazıyı yazmamı gerekli kıldı.
10 Ocak 2003 tarihinde “Alışveriş Cadısı isimli köşesinde Banu Tuna, “Alışveriş yapmak hastalık mı ?” başlıklı bir yazı yazdı. Doktorların (Psikiyatrların) alışveriş ile ilgili görüşlerine eleştiri getiriyor.
Köşe yazarları okuyucularına sorumluluk duymalıdırlar, yazdıkları yazıya dikkat etmeliler, araştırma, inceleme yapmadan mesaj vermemeliler. Psikiyatrlar, alışveriş yapmakla ruhsal rahatsızlık arasında bir bağlantı kurmuşlarsa bunu incelemeleri gerekir. Her alışveriş yapan, fazla alışveriş yapan hasta değil tabii, ama ne zaman, nasıl, kimde hastalık veya hastalık belirtisi oluyor. Bu konuyu köşesine taşıyıp okuyucusu ile paylaşmadan araştırmalıydı.
Birkaç örnek vererek konuya açıklık getirmek istiyorum. Önce psikiyatrik hastalıkların tanısında kantite ( miktar) artışının önemine dikkat çekmek istiyorum. Genellikle ruhsal hastalıklar düşünme, duygu ve davranışlarımızdaki kantite ile ilgilidir.
Örnek 1 : El yıkamak hemen her gün birkaç defa yaptığımız bir davranıştır. 3 defa, 5 defa. Ama el yıkamak günde 40 defa oluyorsa ve bu durum o kişinin sosyal hayatını, psikolojisini bozuyorsa has-ta-lık-tır.
Örnek 2 : Ölümü düşünmek, hemen herkesin zaman zaman düşünebileceği bir şeydir. Ama ölüm düşüncesi kişinin bütün zamanını alıp çevresine uyumu bozuyorsa, hayati tehlike gösteriyorsa ciddi bir hastalık  be-lir-ti-si-dir.
Örnekleri çoğaltabilirim. Böyle hemen her gün yaşadığımız, duygular, davranışlar düşünceler, kantite ve bazen de kalitede farklılıklar göstererek yer, zaman ve kişi göz önüne alınarak psikiyatr tarafından değerlendirilir ve tanı konur. Bu değerlendirme, yıllar alan ve çoğu zaman ömür boyu devam eden bir eğitim sonucu edinilmiş bir uzmanlık gerektirir.
Çok kısa yaptığım bu açıklamalardan sonra alışverişe gelince; hangi tip, ne miktarda, kim tarafından yapılan alışverişin hastalık belirtisi veya hastalık olduğuna ancak uzman bir kişi karar verebilir.
Sayın Banu Tuna’nın verdiği örneklerden kuaföre gitmek ve çikolata yemeyi benim açıklamalarıma oturtursak bazı kişiler için ciddi bir hastalık belirtisi olabileceğini anlamak zor değil.
Dışardan bakarak kendi görüş ve deneyimlerimizle uzman gibi görüş vermek ancak bizim gibi gelişme çabası içinde olan ülkelerde rastlanılan tuhaf bir durumdur. “Hadi canım sende” mantığı, yerini bilme saygı duyan, araştıran, analitik düşünceye bırakmadıkça toplum olarak gelişebileceğimize, ilerleyebileceğimize inanmıyorum.
“Sonra dikkat ediyorum, herkes sanki alışveriş yapmak kadın hastalıklarının bir dalıymış gibi davranıyor.” şeklinde bir görüşe daha yer veriliyor ki  ben buna ilk defa şahit oluyorum. 25 yıllık meslek hayatımda hastalık düzeyinde alışveriş yapan erkeklere kadınlardan daha fazla rastladım. Tersi de olabilirdi.
Alışveriş ne zaman hastalık veya hastalık belirtisi oluyor, bunu soracağınız, danışacağınız kişi bir uzman olmalı. Hastalıkların tanısı tıp fakültesi bitirmiş kişiler tarafından konulur. Pardon! Ülkemizde bir de “herkes” tarafından…
Ne de olsa “ne iş olursa yaparız abi” diyen her işi anlayan! Her işi yapan! Fertlerin oluşturduğu bir toplumuz.
Bu şekilde düşünen insanların çoğunlukta olduğu bir toplumda sayın Banu Tuna’nın görüşleri haklılık kazanmıyor mu ?
Bana da ne oluyor…

Saygı ve Sevgilerimle
Prof. Dr. Mansur Beyazyürek