Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

Sağlıksızlığın Sorumlusu I

 

Sağlıksızlığın sorumlusu DOKTORLAR mı ?    


    Siyasiler, 31 yıllık meslek hayatım boyunca ülkenin sağlık sorunlarının özde doktorlar üzerinden yapılacak düzenlemeler ile düzeleceğine inanarak yasa ve yönetmelik değişilikleri yaptılar. 1980 yılında asistandım, nöbet parası alıyordum ve maaşımla zar zor geçiniyordum. Askeri darbenin yaptığı ilk icraatlardan biri nöbet paralarını kaldırmak oldu. Daha sonra ihtisasımın bitmesine azbir süre kala doktorlara mecburi hizmet çıktı. Ve çıktığı gün uygulanmaya başladı. Sonraki yıllarda çok partili hayat,demokratik sürecin başlaması birçok şeyi değiştirirken mecburi hizmet devam etti. Askeri idarenin uygulamaya soktuğu bu antidemokratik durum siyasilere oy sağladığı inancı ve zahmetsiz olması nedeniyle hep gündemde kaldı. 30 yıldır çok az kesintiye uğrayarak uygulanan mecburi hizmet ülkenin temel sağlık sorunlarına ne gibi iyileştirmeler getirdi, getiriyor tartışılır.
    Şimdilerde alt komisyona sevk edilen tam gün yasası yine doktorlar üzerinden düzenlemeler içeriyor. Sağlık bakanı harıl harıl yasayı savunan demeçler,röportajlar veriyor. Yasaya karşı olanları  “paracı” olmakla suçluyor. Mesleki birikimime,yaşadıklarıma, gözlemlerime dayanarak söylüyorum. Mevcut haliyle tam gün yasalaşırsa ülkede sağlık sorunları içinden çıkılmaz bir hal alacaktır. “ Yasayı çıkaralım aksaklıklar olursa düzeltiriz” mantığı ile hareket ediliyor. Doktorlar üzerinden sağlık sisteminde yapılacak oynamalar iktidarı muhalefeti ile siyasiler için çok popülist yaklaşım olup hiçbir sağlık sorununu düzeltmeyecektir. Son yıllarda emekli sandığı, sigorta ve bağkur'un birleştirilmesiyle oluşturulan SGK, getirdiği bazı düzenlemelerle hastaların yazılan ilaçları alabilmeleri için doktorların olmayan tanıları koymalarına yol açmıştır,yol açmaktadır. Eczanelerdeki bilgisayarlara bakılarak ilaç dozları ayarlanmaktadır. Sözüm ona bazı istismarları önlemek için yapılan uygulamalar hastaları mağdur etmektedir. İnsanlarımız ileride belki sosyal, hukuki sorunlara yol açabilecek olmayan hastalıklarla stigmatize (etiketlenmekte) edilmektedirler. Hastahanede çalışırken aynı sorunlarla karşılaştım,SGK sorumlusu Coşkun bey'den yardım istedim, o da bir şey yapamadı. Diğer hastanelerde çalışan doktor arkadaşlarda aynı durumdan şikayetçiler ama bir şey yapamıyorlar. Sağlık bakanlığı ilaç firmalarının önerileri doğrultusunda kullanım uygulama kılavuzları yayınlıyor ama inanın bunları takip ve öğrenmek için doktorların işi gücü bırakıp bunlarla uğraşmaları gerekiyor. Bir yasa, yönetmenlik bazı maddeleriyle olumlu şeyler getirebilir ama büyük resme baktığımızda çok farklı olduğunu görüyoruz. Bugün (21.06.2009) bir gazeteye verdiği röportajda sağlık bakanı tam gün yasasını savunurken öne çıkan görüşleri doktorların çok para kazandıkları yönünde ve hep kazanılan çok para üzerine odaklanıyor. Çıkacak yasanın savunulmasında “para” “hasta başı” gibi hekimlik sanatıyla örtüşmeyen ifadeler yer alıyor.
    4 ay öncesine kadar SGK anlaşmalı bir özel hastahanede çalışıyordum. Hemen her gün enaz birkaç ilaç firması yetkilisi odama geliyor ilaçlarını tanıtıyordu. 4 aydır muayenehanemin kapısını çalan yok. (pardon rahatsızlıklarının tedavisi için gelenler hariç) Herhalde bana küsmediler, SGK uygulamasında bakanlık eliyle ilaç firmalarının maddi kazançları göz ardı edilebilir mi? Ya hastanelerin kazançları ? Kimsenin kazancını tartışmak istemem ama özellikle bakanın ağzından düşmeyen “paracı doktorlar” yakıştırması olursa...
    Her mesleğin uygulayıcıları arasında olumsuz davranan insanlar yok mu? Tabii var ama bütün meslek uygulayıcılarını aynı kefeye koyamazsınız. Meslek uygulamalarında herkesi aynı terazide tartamazsınız. Daha iyi,daha doğru, daha çok çalışan daha çok kazanacaktır. Her sektörde serbest ekonominin uygulandığı bir ülkede, anayasanın eşitlik prensibini hiçe sayarak, rekabeti engelleyerek doktorlar üzerinden yapılacak düzenlemeler Türkiyedeki temel sağlık sorunlarına Hiçbir iyileştirme getirmeyecektir. Çünkü ülkenin temel sağlık sorunlarının doktorlarla ilgisi çok ama çok azdır. Peki bunlar nelerdir? Sağlık bakanlığı esas olarak temel sorunlarla ilgilenmeli ve yaptırımlar uygulamalıdır. Temel sorunlar doktorların mesleki uygulamalardan çok farklı ve çeşitlidir.
    Ülkemizde halkımızın koruyucu sağlık bilinci çok eksik. Koruyucu sağlık hizmetleri düzeltilir, bu konularda gerekli yatırımlar yapılırsa başka düzenlemelere zaten gerek kalmaz. Bazı uygulamalar bakanlık tarafından zaten yapılıyor ve neticeleri alınıyor. Örnek vermek gerekirse domuz gribi ile mücadele. Belli başlı hava alanlarına termal kamera yerleştirildi, virüs görülenler karantinaya alındı, ambulansla hastanelere kaldırıldı ve çok da  etkili oldu.
    Yakın bir geçmişte uygulanmaya başlayan tütün ve tütün mamulleri ile ilgili yasa 19 temmuz'da daha gerçekçi ve kapsamlı bir şekilde hayata geçirilecek. Kamuya açık kapalı yerlerde hiçbir şekilde sigara içilmeyecek. Bunun sonucunda orta ve uzun vadede sigaranın yol açtığı sağlık sorunları büyük ölçüde azalacaktır.
    Şimdi sağlık bakanına soruyorum; domuz gribinin yaygınlaşmasının önlenmesi ve sigara içilmesinden doğacak zararların azaltılması konusundaki uygulamalarda doktorların ne kadar rolü olabilir ?
    Halk, sağlık konusunda bilinçlenmedikçe temel bazı yaptırımalar devletçe sağlanmadıkça sağlık sorunları düzelemez!
    Devam ediyorum: bebek ölümlerinde halen dünya sıralamasında  hatırı sayılır yerlerdeyiz. Bebek ve çocuk ölümlerinin önlenmesi çocuk yapmayı teşvik değil, doğum kontrolü eğitimi vermekle başlar. Başbakan “en az 3 çocuk yapın” diyorsa ülke genelinde aileler sağlıklı yetiştirebileceklerinden  daha fazla çocuk yapıyorlarsa o ülkede bebek ve çocuk ölümlerinde azalma olmaz!
    Değindiğim her konu başlı başına kitap yazılabilecek boyutta ama aklıma gelenleri başlıklarla ve kısaca yazıyorum.
    Beden sağlığının başlangıcı olan ağız ve diş sağlığı ile ilgili ülke çapında yapılan çalışma ve araştırmalarda durumun hiç de iç açıcı olmadığı ortada. Ağız sağlığı, dişlerin fırçalanması ile ilgili çok etkili kampanyalar planlanabilir ve uygulanabilir. Çocukların ağız ve diş sağlığını korursak ne kadar çok hastalığın önüne geçeriz biliyor musunuz? Ya büyükler ? Ülke genelinde nüfusun kaçta kaçı dişini fırçalıyor, ağız hijyenine dikkat ediyor. Bana bu onuda olumlu şeyler söyleyebilir misiniz ?  
    Bundan birkaç yıl önce OPET benzin istasyonları bir kampanya yaptı. Anadoludaki insanlara tuvalet ve taharet eğitimi gibi bir şeydi insanlarımız taharet etmeyi bilmiyorsa, tuvaletten çıktıktan sonra eller yeterince temizlenmiyorsa o ülkedeki bulaşıcı hastalıkların artmasını önleyemezsiniz.
    Son yıllarda veremin arttığına dair veriler var. Nedenleri ve önlemleri konusunda çalışmalar yapılabilir.  
     Bu yazıyı yazarken bir gazete haberi dikkatimi çekti İstanbul il sağlık müdürü Dr. Mehmet    Bakar, sağlık bakanın kararı ve başbakanın onayıyla görevinden alındı. Şahsen tanıdığım ve İstanbul'a çok büyük hizmetleri olmuş Mehmet Bakar neden görevden alınır ? Dürüst çalışkan bir idareci görevden alınıyor ve tv'den izliyorum 20 başhekim bu nedenle istifa ediyor.
    Sayın bakanım, ülke sağlığını yönetenler; doktorlar üzerinden popülist,siyasi propagandalardan vazgeçin. Sağlık sorunlarımızın düzeltilmesinin doktorlarla bir ilgisi yok. Uzun, çilekeş bir eğitim sonunda büyük fedakarlıklarla mesleklerini yapmaya çalışan insanları huzursuz etmeyin. Bu ülkede mesleğini en iyi şekilde yapmaya çalışan guruptur doktorlar. Onlarla uğraşarak halkın sağlığını daha çok bozarsınız. Buna hakkınız yok.

(Devam edecek)

    Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK
    21.06.2009