Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

GENÇLER TIP OKUMAK İSTEMİYOR...

Sizlerle Ayşe Böhürler'lerin 19 Mart 2011 Cumartesi tarihinde Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde kaleme aldığı, Hekimler hakkında meslek dışı görüşü paylaşmak isterim.

Prof.Dr. Mansur Beyazyürek

23.03.2011



GENÇLER TIP OKUMAK İSTEMİYOR...


Kendi mesleğim de dâhil, mesleklerin saygınlığının korunmasını önemli buluyorum. Doktorluk mesleği de bunlardan birisi. Bir doktorun yetişmesi sürecinde ödenen bedelin yüksekliği gözardı edilerek, doktorlara yönelik genellemelere ve itibarsızlaştırma söylemlerine tepki duyan birisiyim. Üniversite okuyan ya da girmek üzere olan çocuklarımız var. Birçoğunu tıbbı tercih etmeye yöneltemiyoruz artık. Eğitimin uzunluğu, daha ortaokuldan başlayarak gece gündüz çalışma zorunluluğu, okul bittikten sonra ise uzmanlık için aynı tempoda bir eğitim daha... Çekilir dert değil diyor gençler. Uzmanlıklarını kazanan gençlerle konuşuyorum. Bir tanesi yeni evlenmiş, 7 yıllık bir eğitimin ardından 1.400 lira maaş alıyor. Haftada iki gün gece nöbetine kalıyor. Hiçbir donanımı olmayan, yeni işe başlayan herhangi birisinin aldığı maaşın iki katı bile değil aldığı para. Diğer yandan uzman olmak için geldiği büyük hastanede eğitim alacağı hoca, hatta uzman bile kalmamış. Kendisi gibi bu durumda olan 40 genç doktor ile birlikte kitaplardan medet umuyorlar. Bu genç uzman doktor adaylarını dinleyince Sağlık Bakanlığı'nın doktorlar üzerindeki baskısını bir kez daha gözden geçirmesinin gerektiğini düşündüm. Gençlerimize ideal olarak tıp mesleğini seçtiremiyoruz artık. Tıp okuyanlar da, üniversitelerde iyi hocalarının ayrıldığını üzülerek anlatıyorlar. Bazıları alanlarında dünya çapında üç-beş kişiden birisi olarak kabul ediliyor. İstismar edenleri ayıklamak yerine mesleğin geneli ile kavgaya girmek toplum faydasına bir durum ortaya çıkarmıyor.

Diğer yandan malum annemin uzun süre yoğun bakımda kalması sürecinde, hastanelerde tanık olduğum birçok olayda doktorların hakaretlere, saçma sapan suçlamalara, cahilliklere, küfürlere muhatap kaldığına tanık oldum. Yoğun bakıma paldır küldür çamurlu ayakkabıları ile alınmadığı için küfredenlerden tutun da, olmadık talepler nedeni ile hastaneyi dava etmeye kalkanları da görünce, bu meselede halkın sağlığa engelsiz ulaşmasının sağlanması kadar bu mesleği yapanların saygınlıklarının korunmasının da önemli olduğunu farkettim. 90 bin doktoru milyonlarca insanın taleplerini gerekçe göstererek harcamamak lazım. Sonra hastanelerde işin gerçek erbaplarını bulamayacağız. Bir taraftan liberal ekonomi politikalarını savunmak, diğer taraftan muayenehanelerden hastanelere özel sektörü devlete bu kadar bağımlı hale getirmek... İkisi arasındaki ayarın sağlık sektöründe kaçtığını düşünüyorum. Sayılara bakarak değil, toplum faydası ve meslek sahiplerinin durumunu bir arada değerlendiren bir bakışla, konunun yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.

Tıp eğitimi, ideal olmadan asla talep edilecek bir eğitim değil zira.

Ayşe Böhürler-Yeni Şafak
19 Mart 2011 Cumartesi