Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

2011’in özeti: “Pazarın her şey olduğu yerde insan hiçtir”



Evet bu kadar güzel özetlenir etrafımızda olup bitenler, bizi mutsuz hissettiren nedenler. Başlayınca bitirmeden elimden bırakamadığım Raoul Vaneigem’in “De l' inhumanité de la religion” adlı yapıtı’ndan bir alıntı yukarıda yazdığım söz. O kadar mı? Bakın kitaptan bir alıntı daha “maddeye hâkim olmaya çağrılan ruh, tükenmez bir suçluluk kaynağıdır. Her yerde ve daima, herkes kendini suçlu hisseder. Çalışamamaktan suçlu, çalışmaktan suçlu, zengin olmaktan suçlu, yoksul olmaktan suçlu, haz almaktan suçlu, haz almamaktan suçlu, başarmaktan suçlu, başarısız olmaktan suçlu, yaşamaktan, ölmekten suçlu”
Maddenin soğuk cazibesine kapılan insanoğlu bu uğurda tüm insani değerlerini yitirdiğinin farkına varmıyor maalesef. Geçen bir yıl ülkemizde olup biten başlıca önemli olaylara baktığımızda “Pazar” ın ne kadar bizi bir kanser gibi sardığını fark edeceksiniz. Ben Pazar diyorum, siz ekonomi deyin başkası maddiyat desin. Şimdi 2011’de hepimizi ilgilendirdiğini düşündüğüm olaylara mercek tutalım.
SAĞLIK: En başta, her şeyin başı ne deriz; Sağlık. Pazarın en önemli yer aldığı alanların başında sağlık geliyor. Maalesef oy uğruna orta ve uzun vadede sağlığımız “Pazar” a kurban edilmiştir. Sağlıkta dönüşüm safsatasının gerçeği Pazar uğruna Türk halkının sağlığıyla oynanmasıdır. Bu konuda sadece birkaç ay içerisinde olup bitenlerden örnek vermek istiyorum.
Sağlığımızla ilgili en önemli kararlar Türkiye Büyük Millet Meclisi devre dışı bırakılarak, kamuoyu ve ilgili sağlık kuruluşlarının görüşleri alınmadan KHK’larla alınmıştır.
Asgari ücretin üçte birinden az geliri olanların yeşil kartları iptal edilecek
Yabancı doktor ve hemşire çalıştırılacak. İyi güzel de gelecek kişilerin eğitim ve beceri kaliteleri nasıl ölçülecek? Hiçbir düzenleme yok!
Bir yıl içinde geçilecek uygulamalarla kamu hastaneleri sağlıkla ilgili olmayan kişiler tarafından, kar amacı güden ticarethane kafasıyla yönetilmeye başlayacak.
Ve daha saymakla bitiremeyeceğim “Pazar” içerikleri. Sadece şu soru bile sağlığımızın ne halde olduğu hakkında bir fikir vermeye yeter.
Sağlık hizmeti veren, doktor, hemşire, teknisyen ve diğer yardımcı elemanlar mutsuzsa sağlık sistemi iyidir diyebilir misiniz?
ŞİKE: Temmuz ayından beri şikeyle yatıp şikeyle kalkıyoruz. Kimse ama kimse şu soruları soramıyor?
Adı kumar olan bir lig nasıl olur? Spor Toto süper Lig ( resmi de olsa spor toto kumardır)
Maçlar kumarla beraber anılıyor. Neden? İddaa da bu maç ne olur?
Bazı takımların sırtlarında neden kumar reklamı var?
Futbol yorumcuları aynı zamanda futbolda kumar yorumcusu olur mu? Hatta kumarın reklamına çıkar mı?
Süper ligin oynanış şekli yayıncı kuruluşun geliri düşünülerek düzenlenirse şikeyle mücadelede olumlu sonuçlar alınabilir mi?
Bu konuda benzer daha birçok soru sorabilirim ama futbolseverler, yorumcular, futbol medyası yatsın kalksın Fenerbahçe seyircisine dua etsin. 2011-2012 futbol sezonu devam ediyorsa, statlarda (azalmış olsa da) heyecan varsa, seyirci maçlara gidiyorsa, kendilerini yorumcu sanan geyikçiler, geyik yapmaya devam ediyorlarsa tek nedeni evet tek nedeni Fenerbahçe seyircisidir. Temmuz ayından bu yana takımına, en önemlisi de futbola gittikçe artan bir şekilde sahip çıkan Fenerbahçe seyircisi bence her türlü takdirin üzerindedir. Tam tersini düşünsenize Fenerbahçe seyircisi maçlara gitmese o zıkkım iddiaları falan oynamasa, futbola küsse… nasıl düşünemiyorsunuz bile değil mi? Dün (25.12.2011) Kadıköy meydanındaki gösteri de futbola, takımlarına ve bütün takımlara sahip çıkmasının en önemli simgelerinden biriydi. Bu arada Fenerbahçe taraftarı olmadığımı belirtmek isterim. Koyu bir Beşiktaşlıyım ve bundan hep gurur duyarım.
DEPREM: Van ve Erciş’teki deprem halen gündemimizde ve açtığı yaralar yıllarca sürecek gibi. Ne yazık ki ülkemizde depremden değil, çarpık denetimsiz yapılaşmadan ölümler oluyor. Önlemek için neler yapılıyor, ne yapmak lazım? Öyle göstermelik tedbirlerle falan olmaz. Büyük bir bölümü deprem kuşağında olan bir ülkede öncelikle (bana göre) depremle doğrudan ilgili bir bakanlık kurulmalı. Deprem konusu bana yine yazıya attığım başlığı hatırlattı; “pazarın her şey olduğu yerde insan hiçtir” gerisi sanki biraz laf kalabalığı gibi geliyor bana, ne dersiniz?
ŞİDDET: Özellikle kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet, küçük çocuklara, kızlara yönelik şiddet, tecavüz 2011 de neredeyse her gün gündemdeydi. Önlemeye yönelik bazı önemli gelişmeler olsa da, temel nedenlere pek değinilmiyor. Silahlanma bunların başında geliyor, ruhsatlı-ruhsatsız silah taşıyanların sayısı her gün artıyor. Silah (hatta birkaç silah) edinme kolaylaşıyor, zorlaşmıyor. Sorumlu konumdaki kişiler şiddet içeren söylemlerini gayet rahat bir şekilde yapıyorlar. (Rojin olayı gibi) Polisin karakoldaki şiddetine bakanın koruyucu tepkisi gibi durumlar, şiddetin artışının abartıldığını, daha çok ortaya konduğu için artış gibi görüldüğünü söyleyen yetkililer olsa da bu konuda önlemeye yönelik gelişmeleri olumlu buluyorum. Mensubu olduğum sağlık camiasına yönelik şiddetin kanıksanması, yeterince gündeme gelmemesi ve herhangi önleyici bir girişimin olmaması da beni düşündürüyor. Her gün ortalama 3 sağlık çalışanı bir şekilde şiddete maruz kalıyor. Bunda yetkili, yönetici durumdaki kişilerin ( Bakan, başbakan, gazeteci gibi) sağlıkçılara yönelik öfke ve aşağılayıcı ifadelerinin de büyük rolü  var.
Devam edecek…