Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

AÇIK MEKTUP


    Sitemde yazdığım en son yazı 2011’de ülkemde yaşanan olaylarla ilgili idi. Ve yazı” devam edecek” sözleri ile bitmişti. Sonra devam edip yazamadım işte. Ülkesini seven, ona hizmet etmeye çalışan biri olarak, devam edemedim. Yazanların yaşadıklarına tanıklık ettikçe devam edemedim. 35 yıldır onurla, özveri ile yapmaya çalıştığım mesleğimin aşağılanması, hukuka, akıla, vicdana uymayan uygulamalara maruz kalması bende gittikçe artan bir şekilde umutsuzluk, karamsarlık oluşturmaya başladı. İçimden hiç bir şey yapmak gelmiyor, mesleğimi uygularken içimdeki şevkin kırıldığını hissediyorum. Yazamıyordum işte.
    Prof.Dr.Cem Terzi’nin yazdığı Açık Mektup başlıklı yazısı hekim camiasının yaşadıklarını çok gerçekçi bir şekilde özetliyor. Kendisinin izniyle Açık Mektup’u sizinle paylaşıyorum.

AÇIK MEKTUP 
Sağlıkta Dönüşüm Programınız ile hekimlerin sınıf ve statüsü ile oynuyorsunuz.
Hekimleri işçileştiriyorsunuz!
 
Bir sağlık piyasası yarattınız. Hekimleri kamu ya da özel sektörde,   fabrikadaki üretim bandında çalışan işçiler gibi çalıştırmak istiyorsunuz.
Bir farkla! Bu kez üretim bandının üzerinden nesne olarak hastalar akmaktadır…
 
Çok az sayıda hekimi ‘girişimci’, ezici çoğunluğu ise piyasa ile uyumlu hale getirdiğiniz kamu hastanelerinde ve kamu kaynaklarını aktararak yarattığınız özel sektörde işçi haline getirdiniz.
 
Bunu bil(m)iyor olabilirsiniz ama sosyal bilimler literatüründe proleterleşme, hekimlerin gelirlerinin azalması demek değildir. 
Hekimlerin   proleterleşmesi demek emek sürecindeki denetimlerini kaybetmeleri demektir.
Hekimlerin   proleterleşmesi demek mesleki özerkliklerini kaybetmeleri demektir.
Hekimlerin   proleterleşmesi demek işgücü piyasalarında güvenceli pozisyonlarını yitirmeleri demektir.
Bunların hepsini yaptınız.
Hekimleri sermayenin denetimine tabi kıldınız.
 
Bir hekim olarak çok iyi biliyorsunuz, hekimler diğer yüksek okul mezunları gibi, her toplumda ve her zaman toplumun geneline göre gelirleri görece daha yüksek bir kesimdir. Bu yalın gerçeği sanki anormal bir durum, bize özgü bir haksızlık gibi anlattınız vatandaşa.
Aslında Türkiye’de hekimlerin büyük çoğunluğu (pratisyen hekimler, büyük hastanelerde tam zamanlı çalışan uzman hekimler) uzun yıllar kamusal nitelikte sağlık hizmeti üretmiş emekçilerdir biliyorsunuz. 
2005 yılında yapılmış bir çalışmada Türkiye’de pratisyen hekimlerin geliri ülkenin ortalama ücretinin 2 katı, uzman geliri 4 katı olarak saptandığını biliyorsunuz. OECD ülkeleri ile kıyaslandığında Türkiye’nin pratisyen hekim geliri son sırada, uzman hekim geliri ise orta sırada olduğunu biliyorsunuz.
Ancak, Sağlıkta Dönüşüm Programınızı meşru kılabilmek için bir günah keçisine ihtiyacınız var: Hekimler!
 
Halka eski olumsuz tablonun hem nedeni hem de sonucu olarak hekimleri gösterdiniz.
Bunun doğru olmadığını çok iyi biliyorsunuz.
Sizin gibi önceki hükümetlerin de sağlık harcamalarının finansmanında vatandaşın cebini bir kaynak olarak seçmelerinin hekimlerin tercihi ya da kararı olmadığını pekala biliyorsunuz.
Hekimler mesleki özerkliklerini, iş güvencelerini kaybetmemek için itiraz ettikçe siz onları vatandaşın önüne sadece kendi çıkarını düşünen paragözler olarak attınız.
Eski sağlık sisteminden canı yanmış vatandaşlar da buna inandı.
Henüz sizin yaptığınızın sadece ceplerine giren eli değiştirmek olduğunu bilmiyorlar ama yakında görecekler.
Kaçış yok. Toplum er ya da geç ama mutlaka başına geleni anlar…
 
Zorunlu hizmet yasası, hastanelerin işletmeleşmesi, performans sistemi, finansman denetimi, teknolojik ve bürokratik denetim (kartlı giriş çıkış, kamera sistemleri, hastane otomasyonu, medulla sistemi vb. gibi), hasta memnuniyeti ve hekim seçme hakkı gibi oyunlar, malpraktis yasası, özel sağlık kurumlarının sayısının artması, kamu istihdamında güvencesiz çalışma, sözleşmeli hale geçilmesi gibi ayarlamalarla hekimleri, kendi ürettikleri sağlık hizmeti süreçlerini kontrol edemeyecek duruma getirdiniz.
Bununla da yetinmediniz. Hastane yönetimlerini CEO’lara devrediyorsunuz.
 
Devlet ve üniversite hastanelerinde (hatta aile hekimliğinde) performansa dayalı döner sermaye uygulamasına geçtiniz.
Kamudaki sağlık emek sürecini, rekabet ve üretim artışını temel alan özel sektör emek süreci ile benzer hale getirdiniz. 
Performans sistemi ile hekimler gelirlerini finansal teşvik doğrultusunda hasta görme ve girişim yapmalarına göre temin eder hale geldi. 
Hasta hekim ilişkisini kamu hastanelerinde bile gelir artırma zeminine oturttunuz. 
Hekimin öncelikli motivasyonunu hastasını iyileştirmekten çıkardınız; daha çok hasta bakarak, daha çok ameliyat yaparak daha çok gelir elde etmek haline getirdiniz. 
Sayenizde hastalar endikasyonsuz, gereksiz tetkik ve müdahalelere açık hale geldi. 
Duydunuz mu bilmiyorum. Daha geçenlerde bir kamu hastanesinde bir hekim 45 dakikada 6 katarakt ameliyatı yaptı (adeta rekor denemesi) ve maalesef hastaların hepsi kör oldu… 
Ayrıca hekimler genel durumu kötü ya da tedavisi riskli ve güç hastalardan kaçmaya başladı, bunun yerine daha kolay ve rahat performans geliri elde edecekleri hasta ve hastalıkların tedavisine yöneldiler. 
Hasta hekim ilişkisi bir daha düzelmeyecek şekilde bozdunuz. 
Eğitim ve araştırma üzerindeki etkilerinizi başka bir açık mektuba bırakıyorum!
 
Kamu hastanelerini işletmeye dönüştürdüğünüz için kamu otoritesi de patrona dönüştü sayenizde.
Eskiden emeğimizle insanların sağlık ihtiyaçlarını karşılardık. Şimdi ise patron kar etsin diye çalışıyoruz.
Bu piyasacı sağlık ortamında devletin gücünü kamuda ya da özel sektörde, hekimin emeği üzerinde pazarlık yapıcı gücünü baskılamak için devreye soktunuz. 
Sizin tam gün çalışma yasanız, mecburi hizmet yasanız, tıp fakültelerinin sayısını ve kontenjanlarını artırma çabanız, hekim sayısını artırmak istemeniz, yabancı hekim çalıştırmak istemeniz, sağlığı sosyalleştirilmek, daha iyi sağlık hizmeti vermek için değil sağlığı sermayeleştirmek içindir.
Hekimleri sermayenin denetimine tabi kılmak, ucuz iş gücü yapmak içindir. 
 
Gerçek bir kamu hastanesi kar amacı gütmez. Toplumun sağlık ihtiyaçlarını karşılar.  
Ancak, siz Türkiye’de kamu hastanelerini kar etmeye zorladınız, kamu eliyle özel sağlık sektörü yarattınız, ulusal ve uluslararası sermaye için hastane, ilaç ve tıbbi malzeme, özel sağlık sigortacılığı gibi karlı sektörler yarattınız. 
 
Oysa hekimlik mesleği seçimi yalnızca bir kariyer tercihi değildir. 
Bu mesleği seçerken ve uygularken hümanizm ve insana hizmet etme güdüleri baş rol oynar. Hekimlerin meslekleri ile edindikleri insana hizmet etme ve hümanizm gibi değerler, bir birey olarak kişisel çıkarları doğrultusunda hareket etmelerine karşı güçlü bir denge oluşturur. 
Başka pek çok meslekte olmayan bir özelliktir bu.
Hekimler toplumsal olarak şekillendirilmiş bir bilinçle karar verirler.
Bunun aksi genel doğru olursa, bir tek hastanın bile esenliği sağlanamaz.
Hekimlerin toplumsal eğitimleri birine, birinin ailesine ya da toplumun kolektif yapısına zarar verecek bir tercih yaptıklarında derin bir suçluluk duymalarına neden olur. 
Hekimlik ontolojik olarak toplum çıkarına uygun davranmayı gerektirir. 
Hekim hasta ilişkisi müşteri satıcı ilişkisi değildir. 
Hekim-hasta ilişkisi hastanın iyiliğini temel alan bir tıp ethosu çerçevesinde oluşan mesleki davranış kurallarına ve karşılıklı güvene dayanan bir ilişkidir. 
Sağlıkta Dönüşüm Programınız açıkça hekimliğin varoluşsal temelini değiştirmektedir. 
Adeta hekimlik mesleğinin genetiğine müdahale ediyorsunuz.
Hekim hasta ilişkisini kolayca düzeltilemeyecek biçimde bozuyorsunuz.

 
Kaynakça:
Ulutaş Ç Ü*. Türkiye’de sağlık emek sürecinin dönüşümü. Ankara, Notabene Yayınları. 2011.
Belek İ. Sağlıkta Dönüşüm: Halkın Sağlığına Emperyalist Saldırı. İstanbul, Yazılama Yayınevi, 2011 baskıda.
Terzi C. Performansa göre geri ödeme sistemi. TCD Genel Cerrahide Performans 2010, Terzi C, Ağalar F (ed): Ankara, BATY Yayın, 2011 s. 11-17.
Poses R: A skeptical look at pay for performance. Health Care Renewal. May 26, 2006.  http://hcrenewal.-blogspot. com/2006/05/skepticallook- at-pay-for-performance.html.
Petersen LA, Woodard LD, Urech T, et al: Does pay-for-performance improve the quality of health care?. Ann Intern Med 145: 265-72, 2006
Dawes R, van de Kragt J, Orbell J:Cooperation for the benefit of us –not me, or my conscience, in Mansbridge J (ed): Beyond Self-Interest. Chicago, University of Chicago Press, 1990, pp 99-110.
*Teşekkür: Sayın Ulutaş’a; çalışmasıyla bize hekim işçileşmesini gösterdiği, kavramsallaştırmasıyla başımıza geleni anlamamıza imkan tanıdığı için.
Prof. Dr. Cem Terzi