Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

8 Mart Dünya Kadınlar Günü


Bu gün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü
    Bugün ülkemde kadına yönelik şiddetin önlenmesine yönelik kanun çıkmak üzere.
    Cezaevlerinde çocuklara yapılan şiddet, cinsel taciz gibi davranışlar, onların başka cezaevlerine sevk edilmesiyle önlenmeye çalışılıyorsa..
    Çocuklarımızın en önemli hakkı, geleceğimiz olan eğitim sistemi ile ilgili yapılacak değişiklikler apar topar kanunlaştırılmaya çalışılıyorsa…
    Kadına, çocuklara, eşcinsellere, kendinden olmayanlara yönelik sömürü, şiddet azalmadan devam ediyorsa..
    Toplumun erkek egemen yapısının değişmesi için hiçbir çaba içinde olunmuyorsa..
    Yasa çıksa ne olur?
    Hiçbir şey olmaz. Dostlar alışverişte görür.
 Bu konudaki görüşlerimi Seninle Dergisinde Ocak 2012 sayısında yazdığım yazıda belirttim. Şimdide bu köşeye taşıdım.
    Kadınlar Günü erkek egemenliğinin kadınlara karşı yaptıkları haksızlıkları dile getirmek için kutlanıyorsa, ben bu günden utanç duyuyorum. Beni dünyaya getiren annem, yaşama sevinci veren eşim, kızım ve hayatımda önemli bir parça olan kadın yakınlarım, sizlerden özür diliyorum.
Kadına Şiddet Yasayla Önlenebilir mi?
2011 yılı, kadına şiddetin en çok konuşulduğu, tartışıldığı yıl oldu. Türkiye, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni parlamentosunda ilk onaylayan ülke oldu. Ülkemiz kadına yönelik şiddetle ilgili olarak AİHM’de mahkûm edilen tek ülke.
    Bu sözleşme, kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet, kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, kadın kavramlarını tanımlıyor. 11 Mayıs 2011 tarihinde 47 üyesi bulunan Avrupa Konseyi’nden 13 ülke, sözleşmeye imza koydu.
    Sözleşme Resmi Gazete’ de yayımlanarak 29.11.2011 tarihinde yürürlüğe girdi. Sözleşmenin yükümlülüklerine gelince;
 1.    Düzenli aralıklarla her türlü şiddet eylemi hakkında istatiki veri toplamak
 2.    Şiddet biçiminin yaygınlığı ve eğilimini düzenlemek üzere anketler yapmak
 3.    Şiddeti önlemek için yasal önlemler almak
 4.    Cinsel suç faillerinin tekrar suç işlemesini engelleyen tedavi programlarının oluşturulması için önlem almak
 5.    Şiddet mağdurlarına yasal ve psikolojik danışmanlık, mali yardım, konut, eğitim, öğretim ve iş bulma desteği sağlamak.
Peki, bu sözleşme yükümlülükleri ülkemizde pratik olarak uygulanabilir mi? Bir ruh sağlığı profesyoneli olarak bizim ülkemizde kadına yönelik şiddetin altında batı ülkelerinden çok farklı dinamikler yattığını söyleyebilirim.
Ülkemizde kadına yönelik şiddetin kaynağı toplumun erkek egemen yapısıdır. Bu esas yapı değişmeden, kadın-erkek eşitliği sağlanmadan hangi önlemleri alırsanız alın, hangi yasaları çıkartırsanız çıkartın bu sorun çözülmez.
Çalışmalarını beğeni ile izlediğim aileden sorumlu bakanımız Fatma Şahin’in kadına yönelik şiddet konusunda “okul-diyanet-asker”‘den yardım alınacağını, bu kurumlarda eğitime ağırlık verileceğinden bahsetmesi olumlu gelişme olmakla beraber esasa yönelik değildir.
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi aileden başlamalıdır. Özellikle doğumdan 1. yılın sonuna kadar geçen dönemde anne – çocuk ilişkisindeki olumsuzluklar, annesin ruhsal sağlığının yerinde olmaması çocukta şiddet tohumlarının ekilmesine, güvensizlik duygusunun oluşmasına neden olur. Konuşma öncesi dönemde oluşan, daha sonraki ilişkilerde birey bilincinde olmaksızın etkinleşen ilk yaşantılar daha sonraki dönemlerde başka kişilerle yaşanacak olumlu ilişkiler ile telafi edilebilir. Ancak kişilik gelişiminin kurumlarca güvence altına alınmamış olduğu, kadın-erkek eşitliğinin olmadığı bizim gibi toplumlarda telafi ancak şanstır.
Anneye, annelik ve kadınlık bilincinin geliştirilmesine, anne-babanın çocuk yetiştirme konusunda eğitilmelerine verilecek desteklerle (6 yaşına kadar) okul öncesi çok ama çok önemli olan dönem sağlıklı geçirilebilir. Toplumsal bilincimiz kadını aşağılamayı, kadın-erkek eşitsizliğini ortadan kaldırmaya odaklanmalıdır. Başka türlü kadına yönelik şiddetin önlenmesi mümkün değildir.
Çok yakın geçmişte yaşadığımız hepimizi yaralayan N.Ç. olayı! Bu tür olayların ülkemizde çok sık yaşanıyor olması hepimizin utancı. Yaşanmaması için ne yapmak lazım? Öncelikle aile içinde okul öncesi eğitime ağırlık verilmeli. N.Ç. ye tecavüz eden, hepimizin lanetlediği o 28 kişi içinde bizi şaşırtan şey sosyal, ekonomik yapısı iyi görünen kişilerin varlığıydı. Nasıl olur dedik? İncelenmesi gereken o 28 kişinin çocuklukları, onların cezalarını hafifleten hukuk insanlarının çocuklukları. Kadını değersizleştiren, aşağılayan toplumda yetişmek kadına şiddetin en önemli kaynağı. Bunu değiştirebiliyor muyuz?