Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

Tuncel Kurtiz’le tanışmamıştım...



​1962 yılından bugüne İstanbul’da yaşıyorum. Ortaokul, lise yıllarım 60’lı yıllardaydı. Ve ergenlik dönemimin en vazgeçilmez tutkusu o zamanki adıyla Mithat paşa stadında maç izlemekti. Tabii öncelikle Beşiktaş’ımın maçlarını… Genellikle de hangi maç olursa olsun çok farklı bir programımız yoksa en az 3-5 arkadaş birlikte maç izlerdik( Fenerlisi, Galatasaraylısıyla birlikte, birbirimizi keyifli bir şekilde kızdırarak). Hiç unutmam sıkı bir yağmur altında bir Galatasaray- Gençlerbirliği maçı izlemiştik (3-3 bitmişti). Demem oki ne kadar sıkı taraftar olsak ta biz maç seyretmeye giderdik. Televizyon yoktu, maçları radyodan Orhan Ayhan, Halit Kıvanç  anlatırdı. O yıllarda ki futbol maçı ve stad kültürünü daha detaylı başka bir yazıya bırakıyorum. Nadiren girebildiğim ( malum öğrencilik ve para durumu) kapalı tribünün yeni açığa yakın kısmında Beşiktaş’ımı izleyen bir ünlü hep dikkatimi çekmiş, oyunculuğuna hayranlığıma bir de ortak Beşiktaş tutkusu eklenince farklı bir sevgi oluştu bu sanatçı ağabeye. Tuncel Kurtiz’i sinema filmleri ve tiyatro sahnesi dışında gördüğüm tek yer  Mithatpaşadaki tribündü. Beşiktaş taraftarı sanatçıya hep bir başka yakınlık ve sevgi duymuşumdur. Tuncel Kurtiz’de öyle biriydi benim için. Kendisiyle yapılan söyleşilerde Beşiktaş sevgisini hep vurgulamıştır.

​ Onun sanatçı kişiliğini, kişisel özelliklerini yakın tanıyanları ifade ediyorlar, etmeye çalışacaklar, ben onun beni etkileyen, ona hayranlığımı kat kat arttıran bir başka özelliğine vurgu yapmak istiyorum.

​Birkaç yıl önce arabamda gidiyorum, radyo açık, Tuncel Kurtiz’le saöyleşi yapılıyor. Edremit’te inzivai bir hayat yaşıyor. Hayatta hemen her istediğini yakalamış, istediği gibi yaşamış bir insanın huzurunu, mutluluğunu yansıtıyordu sesi, yalnız diyordu yalnız…

​Ve tek üzüntüsünü şöyle dile getiriyordu:”kitaplar evet kitaplar, okumak istediğim ve okuyamadığım, hep okusam , devamlı okusam bile okuyamayacağım kitaplar var, çünkü geri kalan ömrüm ne kadar uzun olursa olsun onları okumama yetmeyecek”. Tek üzüntüsü ve kahrolduğu şeye bakar mısınız. Arabayı kullanırken bu sözlerle gözlerimin sulandığını hissettim. Bugün ( 28 eylül 2013) Cumhuriyet Gazetesinde (sayfa 16) ona ayrılmış bir sayfadan alıntılıyorum. Tuncel Kurtiz Cumhuriyet Gazetesindeki bir röportajında “ siz nasıl hatırlanmak istersiniz?” sorusuna şöyle yanıt vermişti.”…Nedir ki bu dünya? Daha bunu yanıtlayamıyoruz ki, ölümün yok oluş olduğunu nereden bileceğiz? Şamanların yaptığı gibi ölünce mezarıma iki şişe şarap, sevdiğim filmlerimi ve BİTİREMEDİĞİM KİTAPLARIMI koysunlar. O yolculukta onları bitireyim”

​Ben Tuncel Kurtiz’le tanışmadım. Acaba?

Prof.Dr.Mansur Beyazyürek