Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Güncel Yazılar

3. ŞIK

Ayın 3’ü tanıştıkları gündü. İmkansız bir beraberlik yaşıyorlardı. İmkansızlıkların içinde beslediler aşklarını. Pırıl pırıl, tertemiz yaşatmaya çalıştılar. Etraflarında kimseyi üzmeden, incitmeden.

Kendileri incinmiyor, üzülmüyorlar. Mutlular, hiç kimsenin yaşayamayacağına inandıkları duygular içindeydiler. Başka ne isteyebilir, ne bekleyebilirlerdi. Birbirlerini görmemek, seslerini duymamak, kokularını koklamamak, tenlerini hissetmemek umurlarında değildi, çünkü bunları biliyorlardı ve birbirlerinin varlığından haberdarlardı.

Adam bana bunları anlatırken gözleri nemlenmeye başladı.

- “Onun varlığı yeter! Biliyorum var!” diye biraz daha yüksek sesle konuşmaya başladı. Aylardır süren uzaktan uzağa beraberlik acı vermeden nasıl böyle bir aşka dönüşebilmişti. Merak edip sordum.

- “Çünkü esas olan AŞK” dedi.

- “Esas olan birbirimizin sevgisinden emin olmamız, esas olan uzakta da olsak aynı duyguları yaşıyor olmamız. Bu öyle bir güç ki kelimelerle anlatılmaz. Böylesine özel ve bizi yüceleştiren, mutlu eden bir şeyi yaşarken diğer sevdiklerimizi üzmek niye? İmkansızı onlara dayatmak niye? Bunları kabullenerek yaşadık aşkımızı.”

- “Acaba aşkınızı doğuran, yaşatan, besleyen de bu imkansızlık olmasın?” diye sordum.

- “Kim bilir belki.” diye cevapladı dürüstçe.

Sonra büyük aşkları düşünmeye başladım; Leyla ve Mecnun, Romeo ve Juliet, Ferhat ile Şirin hep imkansızlıklarla, engellerle beslenip büyük aşka dönüşmemişler mi? Gerçek hayatta çevremizde gördüğümüz büyük aşklar da engellerle, zorluklarla büyük aşk olmamışlar mı?

- “Aylardır tanıştığımız ayın 3’ünde birbirimizden uzakta da olsak benzer bir şeyi yapıp kutlarız o günü. Bu defa ayın 3’ünde “Gönül Yarası” adlı filme gidelim dedik. Filmin bir sahnesi vardı ki beni çok kötü yaptı. AŞKIMIZIN verdiği dayanma gücünü aldı benden. İşte sizinle bunu paylaşmak istedim Vensan bey. Her şeyi altüst edebilirim, yıkarım onun için. Çocuklarımız, ailelerimiz, diğer bütün sevdiklerimizi yok sayabilirim ona kavuşmak için.” diye anlatmaya devam etti.

Sakin olmasını ve etkilendiği sahneyi anlatmasını söyledim.

- “Dünya , Nazım’a arkadan sarılıyor ve soruyor; ya pavyona döneceğim ya kocama, 3. şık yok mu Nazım ağabey? Ve Nazım’ın “Hayır yok” cevabı. İşte orada gözyaşlarımı tutamadım. 3. şık neden yoktu? Çünkü Nazım’ın çocukları, çevresi, Dünya’nın kocası çocuğu vardı. Onun için 3. şık yoktu. 3. şık olmayınca da aşk var oluyordu. Peki Vensan bey siz ne diyorsunuz? Bana yardımcı olun; 3. şık olursa AŞK olmaz mı, biter mi gerçekten.”

- “AŞK’ın var olduğuna inanıyorsan AŞK HİÇ BİTMEZ” diyebildim sadece nemli gözlerimle, kısık sesimle.