Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Ruh Sağlığımız Hakkında

PARANOİD BOZUKLUKLAR

Eski adlandırmaları “Paranoya” veya “Paranoid Bozukluk” olan bu hastalık, günümüzde “Sanrılı Bozukluk” olarak da adlandırılmaktadır. Eski zamanlardan beri bilinen bu hastalıkta, hastaların olayları gerçekçi olmayan değişik bir akıl yürütme ile yorumlamalarından dolayı paranoya (para=değişik, noia=düşünme) olarak adlandırılmıştır. Gerçekten ilginç olan bu ruhsal hastalık psikiyatrik sınıflandırmada psikozlar grubunda yer almaktadır. Yani hastanın gerçeği değerlendirme yetisini ileri derecede bozmaktadır. Paranoid bozukluk ciddi ve kronik gidiş göstermektedir. Genelde hastaların gerçek olmayan düşünceleri vardır (sanrı) ve bu hastanın hayatını ileri derecede olumsuz etkilemektedir. Bunun dışında hastada neredeyse psikiyatrik bulgu yok denecek kadar azdır. Hastanın tüm yaşamı sanrısına göre ayarlanır. Bu sanrılar çok çeşitli olabilir. Örneğin kişinin hakkı yenmiştir ve bundan dolayı kişi devamlı mahkemelerde hakkını arar veya hep dava açmakla uğraşır. Ya da kötülük görme (perseküsyon) sanrılarından dolayı birileri tarafından izlendiğini, tuzaklar kurulduğunu,zarar verileceğini düşünür ve hayatı buna göre biçimlenir. Kıskançlık sanrılarıyla eşinin kendisini aldattığını, gizli bir takım ilişkileri olduğunu düşünebilir. Bu hastalığın en önemli özelliği, hastaya mantıklı ve geçerli kanıtlar gösterilse bile, hasta sabit ve gerçek dışı düşünceleri olduğuna ikna edilemez. Hatta çoğu kez ikna etme girişimleri ters teperek hastanın size kızgınlık ve düşmanlık duyguları geliştirmesine neden olur. Paranoid hastalar tehlikeli hasta grubu olarak kabul edilebilir. Eğer siz kendinizi bir an hastanın yerine koyarsanız, ne kadar rahatsızlık verici ve tehdit edici bir dış dünyaya karşı, ne kadar gergin bir iç dünyanız olabileceğini farkedebilirsiniz. Bu nedenle bu hasta grubu ani ve ciddi saldırılarda bulunabilir.

PARANOİD BOZUKLUĞUN EVRELERİ
1- Erken Dönem: Paranoid reaksiyonların uzunca bir süre süren prodrom dönemi vardır. Daima kendilerinin engellendiğini, tehdit edildiği gibi duygularla güvenilecek kimse bulunmadığı inanışı ile kendilerini çevreden çekerler ve çevre ile olan ilişkilerini azaltırlar. Bu kişiler çevrelerinde bir takım garip şeylerin döndüğünü, bunu anlayamadığını, hiç kimseye güvenemediklerini hissederek, çevrelerinde olup biteni çıkarsamaya çalışırlar. Herşeyin kendileri ile ilgili olduğu ve bir takım gizli anlamlar taşıdığını düşünmeye başlarlar. Bu dönem oldukça uzun sürer.
2- Başlangıç Kristalizasyon Dönemi: Bu dönemde bir takım düşmanlık duygularının dışa yansıtılması sürdürülür. Bu yansıtma onun savunma sisteminin bir kısmıdır. Hastalar bu dönemde bir takım bilinmeyen nedenler dolayısı ile yalnız bırakılmak istendikleri inancı içerisindedirler. Çevrelerinde bulunan bazı insanların iyi niyetten yoksun olduklarını düşünürler.
3- En Son Kristalizasyon Dönemi (ParanoidYalancı Toplum): Hasta bu döneme gelinceye kadar kendisi hakkında bu kadar tehlikeli şeyler yapanların kimler olduğunu bilmemektedir. Bu dönemde hastalar kendilerinin tüm bilinç dışı güdülerinin yansıtıldığı bir “yalancı toplum” yaratırlar. Bu şekilde dış çevre ile hezeyansal bir temelle yeniden ilişki kurarlar. Şimdi artık düşmanlarını bilmekte ve tanımaktadır. Bu hastalara bir güven duygusu vermektedir. Bilinen birşeye karşı korku duymak daha kolaydır.
4- Paranoid Davranışlar Dönemi: Paranoid kişilerin davranışları normal kişiler tarafından pek anlaşılamaz. Akut kızgınlık ve şiddet biçimindeki davranış bozuklukları insanların bu kişilerden uzak durmasına neden olur. Bu şekilde yalnızlıkları artar. Bu tip hastalar kötülük göreceklerini düşündükleri kişiler (persekütör) için polisten yardım isteyebilir, savcılara başvurabilirler. Kendileri için bu yalancı toplumdan kaçmak olanaksızlaşmıştır. Persekütörlerine karşı saldırgan bir tutum takınırlar. Bu nedenle hastanın düşmanlık duyduğu kişilere karşı saldırganlık göstermeleri söz konusudur.
TEDAVİ
Hastalığın tedavisi oldukça zordur. Hastalıklarını kabul etmediklerinden ya zorla ya da kandırılarak yakınları tarafından hekime getirilirler. Hekim hastayla güven ilişkisi kurarak hastalığın ortaya çıkış nedenlerini araştırmalıdır. Hasta yakınları ve hekim hastaya karşı dürüst olmalı, kandırmamalı, açık olmalıdır. İlaç tedavileri diğer tedavi modalitelerinden daha başarılıdır. Genellikle antipsikotik grubu ilaçları uzun yıllar kullanmaları gerekir