Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Ruh Sağlığımız Hakkında

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Bu kaygı durumuna huzursuzluk, kolay yorulma, düşüncelerini yoğunlaştırmada güçlük çekme,kaslarda gerginlik hissi ve uyku bozukluğu belirtilerinden en az 3’ü de eşlik etmektedir. Yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalar halk arasında evhamlı olarak tarif edilen bir yapıya sahiptir. Huzursuz, genellikle sabırsız,çabuk heyecanlanan ve ürkek kişilerdir. Yüzünün ve vücudunun görünümü gergindir. Ciltleri soluk olup, el, ayak ve koltuk altları gibi ter bezlerinin olduğu bölgeler terlidir. Baş ağrıları olup, alın ve ense bölgelerinde ağrı bulunmaktadır. Bunlara boyun ve sırt ağrıları eşlik etmektedir. Pek çok kişiye önemli gelmeyen konularda bile endişelendikleri ya da bu konuların olumsuz olabilecek sonuçları hakkında düşünmeden edemedikleri görülür. Korku duyulan olayın gerçek olabilme olasılığına ya da ortaya çıkabilecek etkilerine nazaran, kişinin bunlar olmadan hissettiği endişe ve üzüntüsünün yoğunluğu, süresi ve miktarı çok daha fazladır. Herhangi bir olayda, olası en kötü olayın başına gelebileceğini düşünüp, kendilerini devamlı olarak diken üzerinde ve ağlamaya hazır hissederler. Kabus benzeri korkulu rüyalar görülebilmektedir. Bu kişiler işlerinde yeni ortaya çıkabilecek sorumluluklar, parasal sorunlar, aile bireylerinin sağlıkları, çocuklarının başına gelebilecek kazalar ya da diğer küçük konular (günlük ev işleri, arabanın onarımı ya da randevularına geç kalma gibi) günlük, sıradan yaşam olayları hakkında çoğu zaman üzüntü duyar ve endişelenirler. Endişelerinin konuları zaman içinde değişebilmekte, biri bitip öbürü başlayabilmektedir. Endişeyle birlikte, kas gerginliğine bağlı olarak titreme, seğirme kendini sarsak hissetme, kaslarda ağrı olabilir. Çoğu kişinin çeşitli vücutsal şikayetleri vardır. Bunlar arasında soğuk ve nemli eller, terleme, mide-bağırsak yakınmaları (ağız kuruluğu, aşırı geğirme hissi, bulantı ya da ishal, yutma güçlüğü), solunuma ait yakınmalar (nefes alma güçlüğü, hızlı nefes alma, boğazda bir yumru hissi, nefesin yetmediği hissi gibi), idrar yolları ve cinsel sistem ile ilgili sorunlar (idrara gitmede artış, kadınlarda adet bozuklukları ve cinsel isteksizlik, erkeklerde sertleşme ve boşalma sorunları gibi cinsel işlev bozuklukları), kalp-damar sistemiyle ilgili şikayetler (göğüs üzerinde ağrı, kalp atışlarının hızlanması gibi) ve yüksek sese karşı aşırı irkilmeleri, bulanık görme, el ve ayakta uyuşma, kulak çınlamaları görülebilmektedir. Kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha yaygın görülmektedir. Yaşlılıkta en çok  görülen kaygı bozukluğudur. Yapılan bir çalışmaya göre, hastaların %30’unda hastalığın stresli bir
olayla başladığı belirlenmiştir. Hastalığın stresli olaylarla alevlenebileceği unutulmamalıdır.

TEDAVİ
En az 1 yıl süre ile ilaç tedavisi yanında,kişinin beklentilerini,düşünüş biçimini değiştirme, gevşeme eğitimi, belli durumlardan kaçınma gelişmiş ise kaygıya yol açan etkenlerle yüzleştirme gibi yaklaşımların olduğu bilişsel tedavi uygulanmalıdır. Hastalık yüksek bir oranda alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile gitmektedir. Kişiler başlangıçta kaygılarını azaltmak için bu maddeleri kullanmakta, ancak sonra bunlar hastalığın gidişini daha kötü bir şekilde etkilemektedir. Başka ruhsal hastalıklarla birlikte bulunma oranı yüksektir (obsesif-kompulsif bozukluk, depresyon, sosyal fobi, panik bozukluk gibi). Bu hastalıklara ilerleyen dönemlerde dönüşebilme olasılığı bulunmaktadır. Stresle bağlantılı başka hastalıklar (gastrit, irritabl kolon, gerilim tipi baş ağrıları gibi) da bu hastalığa eşlik edebilmektedir. Kişinin endişeleri nedeniyle çevresindekileri kısıtlaması sonrasında ailesel ve mesleki sorunlar oluşabilmekte, kişi sosyal ortamlardan uzaklaşabilmekte ve ayrılıklar, boşanmalar, erişkin çocuk uyuşmazlıkları oluşabilmektedir. İntihar riski her zaman akılda tutulmalıdır.Bu depresyon gelişimi ile ilgili olabileceği gibi,çıkabilecek ailesel sorunlar nedeniyle ve kişinin kendini güçsüz ve çaresiz hissetmesi ile ilgili olabilmektedir