Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Ruh Sağlığımız Hakkında

Anoreksiya Nervosa

Yaz ayları yaklaşırken medyada yoğunlaşan zayıflama diyetleri, zayıflığı ön plana çıkaran yeni moda akımlar ve sağlıklı olmak için şişmanlıktan kaçınma ülküsünün bombardımanı, özellikle yeme
bozukluğuna yatkın bireyleri ve başta genç kızları olmak üzere, çoğu insanı maksadını aşan ölçülerde
etkileyebiliyor. Zayıflık konusunun gündem içinde öneminin artması, gençler arasında, hem kendilerine, hem de arkadaşlarına karşı zayıflama yarışı başlatabilmekte ve kendilerini açlık yolu ile kontrol edebildiklerini kanıtlamaya çalışabilmektedirler.
Değişen yeme alışkanlıkları kolayca kontrolden kaçabilmekte ve Anoreksiya Nervosa adlı hastalığa
dönüşebilmektedir. Anoreksikler kiloları ne olursa olsun kendilerini şişman hissederler. Çoğu kez anoreksikler normalden daha zayıf olduklarını farketmezler ve 45 kg olsalar bile kendilerini şişman kabul ederler. Daha da zayıf olma çabaları içinde anoreksikler, her koşulda yemek yemekten ve kalori almaktan kaçınırlar. Bu hastalığın %10-20 oranı, oluşan çeşitli komplikasyonlar nedeniyle ölümle sonuçlanır. Anoreksikler çoğunlukla bir sorun olduğunu inkar ederler. Açlık duygusunu sürekli olarak inkar ederler.Kendilerine yardım edilmeye çalışıldığında şiddetle direnirler çünkü terapi onlar için sadece yemek yemeye zorlanmak demektir. Problemleri olduğunu bir kere kabul ettikten sonra ve yardım almayı kabul ettikten sonra tedavi edilebilirler. Bunun için hem psikolojik, hem tıbbi hem de beslenme açısından yaklaşılan kombine bir tedavi yöntemi uygulanır.

Belirtiler
1- Gözle görülür kilo kaybı
2- Gittikçe içe kapanma
3- Kilo almaktan şiddetle korkmak
4- Yorgunluk
5- Sürekli üşümek
6- Kaslarda güçsüzlük
7- Yemek yememek için sürekli bahane bulmak
8- Alışılmadık yemek yeme alışkanlıkları (Ör:yemekleri minik parçalara bölmek)
9- Yiyecek yanında farkedilebilen bir rahatsızlık
10- Çok ince olmasına rağmen aşırı şişman olduğundan yakınmak
11- Başkaları için yemek pişirme ama kendisinin yememesi
12- Yemekler, kalori ve yemek tarifleriyle aşırı uğraşmak
13- Sadece diyet yiyecekleri ile yemekleri sınırlamak
14- Yemek yediği için utanç yada suç hissetmek
15- Depresyon, sinirlilik, ani duygu değişimleri
16- Kusarak, müshil ilacı yada diyet hapı kullanarak kilo kontrolü sağlama
17- Düzensiz adet görmek
18- Adetin durması
19- Sürekli tartı üzerinde kilo kontrolü yapmak
20- Baş dönmesi ve bayılma
21- Neredeyse beyaza kaçan solgun bir yüz
22- Başağrıları
23- Kilo kaybını açıklayabilecek hiçbir fiziksel
sorunun olmaması



Nedenleri
Araştırmalar aile yaklaşımı, kültürel etkenler ve genler gibi pek çok etkinin hastalığın oluşmasına yol açtığını göstermektedir. Nedenlerden biri, modern ve ekonomik olarak gelişmiş toplumlarda medyanın genç insanlara, özellikle kadınlara gönderdiği mesajlardır. Bu mesajlarda ana tema aşırı inceliğin çekici olduğudur.
Fakat yeme bozuklukları basitçe yemek ve incelme ile açıklanamaz, sorun bundan çok daha karmaşıktır. Yeme bozukluğu olan kişiler ümitsizce başkaları tarafından onaylanmayı ve kabullenilmeyi arzu ederler ve bazen bu duyguları kısa vadede ince olmakta bulabilirler ya da yemek yiyerek kendilerini rahatlatabilirler. Yeme bozukluğu aslında temelde vücudun açıklanmayan duygularını, kendisini ve karşılanmayan ihtiyaçlarını ifade etme şeklidir.

Tıbbi Yardım Ne Zaman Alınmalı?
İnkar etmek yeme bozukluklarının bir belirtisidir, dolayısıyla kişi çoğunlukla bir aile bireyinin ya da arkadaşının ısrarı sonucu doktora gitmeyi kabul eder. Eğer aile bireylerinden birinde ya da bir arkadaşınızda yeme bozukluğundan kuşkulanıyorsanız, bir doktora görünmesi konusunda ısrar etmelisiniz, beklemekle zaman kaybetmeyin ve sorunun kendi kendine çözümlenmesini beklemeyin.

Tedavi
Genel olarak kabul edilen bir gerçek yeme bozukluklarının tedavisinde, psikiyatrist, psikolog, beslenme uzmanı gibi farklı alanlardan çeşitli uzmanların tedaviye katılmasıdır. Çoğu hastada yeme bozukluğunun yanısıra aynı zamanda tedavi edilmesi gereken depresyon, kaygı bozukluğu ve diğer psikiyatrik sorunlar da mevcuttur. Yeme bozukluğu, hem fiziksel hem de ruhsal olarak insanı tahrip eder, dolayısıyla bu tür rahatsızlığı olan insanların hemen doktora başvurması gerekir. Erken teşhis ve önlem almak kişinin daha çabuk iyileşmesini önemli ölçüde etkiler. Erken zamanlarda teşhis edilmeyen ve geç kalınan durumlarda yeme bozukluğu kronik bir hale gelebilir ve hastanın yaşamını tehdit edebilir. Tedavi kişiye özel olarak belirlenmelidir, çünkü tedavi hastalığın şiddetine ve hastanın özel sorunlarına, ihtiyaçlarına hitap etmelidir. Psikiyatrik tedavi hastanın hem yeme bozukluğuna, hem de hastalığın altında yatan kişisel ve kültürel psikolojik etkenlere eğilmelidir. Hastanın hem kendisiyle hem de yiyeceklerle barış içinde ve sağlıklı bir şekilde nasıl yaşayacağını öğrenmesi gerekir.