Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK

Site İçi Arama


Bilimsel Çalışmalarda
Güncel Yazılarda

Aktiviteler

Aşağıdaki forma üye olarak Prof. Dr. Mansur BEYAZYÜREK'in etkinliklerinden haberdar olabilirsiniz.

Adınız Soyadınız


Mail Adresiniz


Ruh Sağlığımız Hakkında

Kıskançlık

Kıskançlık, herkesin hayatı boyunca birçok zaman karşı karşıya kaldığı bir duygu durumu. Bazılarını gerçekten çaresiz bırakıyor; çünkü çok yıpratıcı. Bazılarını da kamçılıyor ve itici bir güç haline gelebiliyor; ancak, kıskançlığın patolojik hale geldiği durumlar psikiyatrları ve hastaları bir hayli zorluyor. Çünkü kıskançlık, ona yakalananın adaptasyonunu bozuyor, depresyona sürüklüyor, yetersiz olduğu duygusunu hissettiriyor. Pençesine aldığı insanı yiyip bitiren, beynini altüst eden, hatta fiziksel olarak karın ağrıları çekmesine neden olan bir duygu kıskançlık. O batağa saplandıktan sonra kurtulmak için ciddi olarak çaba sarf etmek gerekiyor. Çünkü, ne açıdan bakılırsa bakılsın “normal” sınırlarda bir duygu durumu olmadığı herkes tarafından biliniyor ve kabul ediliyor. Psikiyatri uzmanlarına göre, kıskançlık insanın yapısında varolan bir durum ve hastalık değil. Aksine, sonradan öğrenilen bir şey. Bu açıdan bakılınca,bir duygu durum bozukluğu olarak çıkıyor karşımıza. Genellikle kişilerin özgüven eksikliğinden kaynaklanan bir sorun olarak kabul edilen kıskançlığın temelinde çok daha derin sorunlar yatabiliyor.
Kendi Sorunlarını Yansıtanlar
Uzmanlar, kıskançlık sorununun çok ciddi olarak ele alınması gereken bir duygu durum bozukluğu
olduğunu ve sanıldığının aksine kıskançlık yaşayanların eşlerini delicesine sevmekten uzak olduklarını
belirtiyor. Kıskanç insanlar çok farklı problemlerini kıskançlık göstererek yüzeye çıkartıyorlar. Uzmanlara göre, kıskançlık sorununun üç değişik temeli olabiliyor. Birinci grupta yer alan kıskançlar, paranoid kıskançlar ve başkalarına ilgi, eğilim duyma gibi bilinç dışı fantezileri var. Aslında eşlerini aldatmak isterler. Fakat bunu kendi ahlaklarına yakıştıramaz ve bilinçaltında çatışmalar yaşarlar. Dolayısıyla, başkalarını suçlayarak aslında kendi içlerindeki arzuyla savaşırlar. Birçok kıskancın gerçek durumu maalesef budur ve bunun sevgiyle hiçbir ilgisi yoktur.
Güvensiz Kıskançlar
İkinci kıskançlık tipi ise bağımlı karakterlerin gösterdikleri  kıskançlık. Uzmanlar bu tip kıskançlıkla ilgili şunları söylüyor:
Bağımlı karakterler, kendilerini yeterince sevilebilir ve değerli bulmazlar; günün birinde mutlaka terk edileceklerini düşünür ve bu korku ile hayatlarını sürdürürler. Sürekli bu korku içinde, “acaba terk edilir miyim” diye endişe duyduklarından, bunu engellemek adına karşı tarafı sınırlandırmak isterler. Mesela, bir bağımlı kıskanç, eşinin bir iş toplantısına gitmesini dahi istemez. Çünkü, eşinin o toplantıda çekici birini bulacağından korkar. Ona göre, herkes kendisinden cazip, değerli, daha sevilebilirdir ve bu nedenle eşi her fırsatta kendisini terk edebilir. Bu yüzden de sosyal yaşamlarını sınırlandırmaya çalışırlar. Bu durum kendine güvensizliğin temel göstergesidir ve içinde sevgi yoktur.
“Bir Tek Beni Beğen”
Başka bir tür kıskançlık ise narsistlerin kıskançlığıdır.Narsistler, partnerlerinin sadece ve sadece kendilerini beğenmesini, kendilerine hayran olmasını ve gözlerinin başka bir şeyi görmemesini isterler. Onların kıskançlıkları çoğunlukla aldatılmayla sınırlı değildir. Entelektüel düzeyde de kendilerinin tercih edilmesini isterler. Eşlerinin bir başka kadını veya erkeği beğenmesine kesinlikle tahammül edemezler. “Benden başka bir şey beğenme” demenin bir türüdür bu”.Psikiyatri uzmanlarının yaptıkları araştırmalar gösteriyor ki, gerçekte eşcinsel olup, heteroseksüel ilişki yaşayan insanlarda görülen bir tür kıskançlık da var. Ancak bunlar genellikle kendi cinsel arzularına karşı bilinçli değiller. Bu gruptakilerle ilgili olarak,
uzmanlar şu bilgileri veriyor: “Bu kişiler eşcinseldir; ama, bu kaygılarını şiddetle bastırır ve duygularını
kıskançlık olarak dışa vururlar. Yani, aslında aldatılmayı  arzu ederler ve bu arzu onların eşcinsel arzularını provoke ettiği için bir yandan da sorun çıkarırlar”.
Kıskançlık Üzerine...
Kıskançlık daha çok sosyo-ekonomik düzeyi düşük olanlarda görülüyor. Ayrıca, ruh hali kötümser olanlarda, kendine saygısı ve güveni herhangi bir sorun nedeniyle az olanlarda, alkol ve madde bağımlılarında görülüyor. Önemli bir nokta daha var ki, evliliklerin %50’sinden fazlasında kıskançlık sorunu yaşanıyor. Bu kıskançlıkların bir bölümünde,aşırı kıskançlık nedeniyle şiddete başvuruluyor. İnsanın yaşayan ruhu üzerinde en zedeleyici duygulardan belki de birincisi kıskançlık. Kıskançlık duygusu altında sahip olma, kendisine öncelik verme istekleri yatar. Sahip olduklarını kaybetme korkusu da kıskançlık duygularını ayaklandırır. Bir de kıskançlık hezeyanları vardır. Gece eşini uykudan uyandırıp rüyada kimi görüyordun diye soran eşler biliyoruz. Telefona geç cevap verse, kapıyı geç açsa yanlış yorumlarla evde kavga çıkaran, televizyon seyrettirmeyen, gazete okutmayan eşler evde psikolojik terör estirirler. Somut hiçbir dayanağı olmayan böyle suçlamalar, genelde kıskançlık paranoyasının belirtileridir. Bu bir hastalıktır, ilaç tedavisi gerektirir. Asıl üzerinde durulması gereken şey, kıskançlık bu boyuta gelmeden önce yapılacak şeyleri iyi değerlendirmektir. Hafif bir  kıskançlık evlilikte harç özelliği taşır. Sevgi ve ilginin bir ifadesidir. Suçlayıcı ve saldırgan olmayan kıskanç bir eş, eşini yüceltir, kimseyle paylaşmaz, ama incitmez de. Böyle kıskançlıklar faydalıdır. Kıskanç bir insansanız kıskançlığınızın patolojik (marazi) olup olmadığını sorgulayın. Patolojik kıskançlık somut olay ve gerçeklere dayanmaz. Hayali aldatılma korkuları vardır ve ihtimalleri olmuş gibi kabul eder. Kuşku fırtınası oluşturan kıskançlık evliliğe zarar verir.